BRATS in Turkish translation

[bræts]
[bræts]
veletler
brat
kid
boy
little
twerp
yumurcaklar
brat
monkey
kid
little
çocuk
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
şımarıklar
sassy
brat
wayward
saucy
perky
spoiled
pampered
pert
bratty
veledinki
piçleri
son of a bitch
bitch
fucker
prick
shit
brat
cabrón
git
cabron
twat
veletleri
brat
kid
boy
little
twerp
velet
brat
kid
boy
little
twerp
veletlerin
brat
kid
boy
little
twerp
çocuklar
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
yumurcakları
brat
monkey
kid
little
çocukları
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son

Examples of using Brats in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You pirate brats…!
Sizi velet korsan bozuntuları!
You brats, are you disobeying me? Be quiet!
Sessiz olun! Sizi veletler, bana itaat etmiyor musunuz?
The fuckin' brats.
Kahrolası yumurcaklar.
Mommy? Yours and the brats'. Passports.
Anne? Pasaportlar-seninki ve veledinki.
Most of those little brats were snotty, whiny messes.
O küçük veletlerin çoğu sümüklü, mızmız belalardı.
We're not brats.
Biz velet değiliz.
As soon as you tell your brother to stop killing said spoiled brats.
Kardeşine o şımarık veletleri öldürmeyi kesmesini söylediğin zaman.
Mister, you… You spoiled brats.
Sizi şımarık veletler. Bayım, siz….
Go away, you little brats!
Gidin, küçük yumurcaklar!
Bad brats!
Kötü çocuklar!
Inbred spoiled brats like him have such thin blood.
Onun gibi doğuştan şımarık veletlerin kanı çok zayıf olur.
They're not brats.
Onlar velet değil.
No. What are you gonna do?- And while we have got you brats along.
Siz veletleri ne zaman yalnız bıraksak… Ne yapacaksınız?- Hayır.
These are skinny-jeans-wearing brats who think that the world owes them something.
Bunlar dar kot giyen ve dünyanın onlara birşeyler borçlu olduğunu düşünen veletler.
Move, you brats!
Yürüyün, sizi yumurcaklar!
You spoiled these brats.
Bu yumurcakları şımarık yetiştirmişsin.
Whose brats are these?
Bu çocuklar kim böyle?
Is already among them. The thing that will end these brats Oh, yes.
O veletlerin işini bitirecek şey çoktan aralarında! Evet.
About the sacrifice I made protecting brats like you.- You know nothing.
Senin gibi veletleri korumak için ne feda ettiğimi bilmiyorsun.
Little brats.
Küçük velet!
Results: 245, Time: 0.0728

Top dictionary queries

English - Turkish