BREEDING in Turkish translation

['briːdiŋ]
['briːdiŋ]
üreme
breeding
reproduction
to reproduce
procreation
yetiştirme
to catch up
growing up
çiftleşme
to mate
to breed
mating
to copulate
copulation
damızlık
stud
handmaid
brooding
breeding
stallion
broodmares
üretim
production
manufacturing
produce
generation
edition
output
productivity
processing
fabrication
of manufacture
bir üreme
ıslahı
reform
correctional
rehabilitate
rehabilitation
amends
incorrigible
reclamation
the breeding
are peacemakers
reconditioning
çoğalma
to reproduce
multiply
üremek
breeding
reproduction
to reproduce
procreation
üremekten
breeding
reproduction
to reproduce
procreation
üremeye
breeding
reproduction
to reproduce
procreation
yetişmesinden
to catch up
growing up
yetiştirmek
to catch up
growing up
yetiştiriciliği
to catch up
growing up
üretimi
production
manufacturing
produce
generation
edition
output
productivity
processing
fabrication
of manufacture

Examples of using Breeding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Or the army did some breeding experiment on me.
Yada askerdeyken beni bir üreme deneyine kobay yaptılar.
Breeding always wins out in the end.
Çoğalma her zaman sonunda kazanır.
Numbers of breeding pairs are dropping across Europe.
Damızlık çiftlerin sayısı Avrupada düşmektedir.
So much for your breeding' ground, Hall.
Çiftleşme yerin için çok fazla, Hall.
People are working on breeding programs to revive the natural wildlife.
Vahşi yaşamın yeniden canlandırılmasına yönelik yetiştirme programları üzerinde çalışılmaktadır.
The processes of genetic engineering"and traditional breeding are different.
Geleneksel üretim yöntemleri ile gen mühendisliği yöntemleri birbirinden farklıdır.
Really? Finding out you come from a breeding program?
Gerçekten mi? Bir üreme programından geldiğini öğreniyorsun?
Breeding always wins out in the end. No.
Çoğalma her zamansonunda kazanır. Hayır.
Elli dreams to ride it, but it can also be used for breeding.
Elli ona binme hayali kuruyor aynı zamanda damızlık için kullanılabilir.
Beauty, charm, breeding, inbreeding.
Güzellik, çekicilik, doğurganlık, akrabayla çiftleşme.
Only the gorilla had better breeding.
Sadece goril daha iyi yetiştirme vardı.
But not all damsels need great areas of open water for breeding.
Fakat kızböceklerinin hepsi üremek için büyük su alanlarına ihtiyaç duymaz.
Sensitive breeding.
Duyarlı üretim.
at last, the breeding site is emptying of males.
erkekler, çiftleşme alanını terk ediyorlar.
A breeding ground of criminal scum.
Suçlu pisliklerin çoğalma yeri.
Breeding stock! Battle fodder!
Savaş yemi!-'' Damızlık stoku!
A breeding chamber used by the aliens.
Uzaylılar tarafından kullanılan bir üreme odası.
We know they want us for breeding.
Bizi üremek için istediklerini biliyoruz.
charm, breeding, inbreeding.
akrabayla çiftleşme.
This kind of evolution is called"artificial selection or"breeding.
Bu tür evrime yapay seleksiyon ya da yetiştirme denir.
Results: 447, Time: 0.0951

Top dictionary queries

English - Turkish