CAN DECIDE in Turkish translation

[kæn di'said]
[kæn di'said]
kararını verebiliyor

Examples of using Can decide in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
This can decide whether you stay just a gravure model or become an actress.
Oyuncu mu olacağına yoksa fotomodel olarak mı kalacağına karar verebilirsin.
The town can decide.
Kasaba karar verir.
And only you can decide that.
Ve buna sadece sen karar verebilirsin.
Whether we have war or peace? Do you think you can decide.
Savaş ve barış hakkında karar verebileceğinizi mi sanıyorsunuz?
Right here on the porch, and you can decide. Um, we will just leave the cake.
Biz pastayı şuraya bırakıyoruz gerisine sen karar verebilirsin.
I am to be held there until the King can decide what to do with me.
Kral benimle ne yapacağına karar verene dek orada tutulacağım.
You can decide, too.
Sen de karar verebilirsin.
No man can decide that!
Buna kimse karar veremez!
That is something… only you can decide.
Sadece sana karar verebilirsin.
But you are the only one who can decide what to do.
Ama ne yapacağına karar verecek tek kişi sensin. Görebiliyorum.
You can decide that much.
O kadarına sen karar verebilirsin.
But we can decide how we meet that end.
Biz karar veremeyiz, ama… Ne yazık ki ne zaman öleceğimize hepimiz öleceğiz.
I can buy you some lunch, you can decide if I'm trustworthy.
Sana bir yemek ısmarlayabilirim, güvenilir olup olmadığıma karar verebilirsin.
Really, I'm the only one who can decide what I'm capable of.
Aslında neler yapabileceğime karar verebilecek tek kişi benim.
He's the one who can decide If you get the S.T.O. 's help.
Tanrının Askerlerinden yardım alacaksan buna karar verecek kişi o olur.
You can decide how much, Mr Shelby.
Miktarına siz karar verirsiniz Bay Shelby.
This isn't something that I can decide. How disappointing.
Ne yazık ki; bu benim verebileceğim bir karar değil.
This is something only you can decide.
Bu sadece senin karar verebileceğin bir şeydir.
Something I can decide. But that's not.
Buna ben karar veremem. Fakat.
If he's not a donor. The family can decide who to give the organs to.
Eğer o karar veremiyorsa ailesi kime bağış yapılabileceğine karar verebilir.
Results: 170, Time: 0.0488

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish