KARAR in English translation

decide
karar
karar vermek
kararı
decision
hüküm
kararı
karar
bir karardı
bir karar
kararla
the verdict
kararı
karar
hüküm
jüri
determine
belirlemek
tespit
belirler
belirleyecek
karar
kararlaştıracaklar
saptamak
make
yapar
yapan
daha
yapıyor
yapalım
yapar mı
kıl
yap
yapın
açın
judgment
hüküm
yargı
kıyamet
mahşer
muhakeme
yargılamak
ceza
kararı
karar
choice
seçenek
tercih
seçim
seçimini
başka şansım
başka çarem
kararı
resolution
çözünürlük
kararı
çözüm
karar
çözümleme
önergesini
çözümünde
agreed
kabul
hemfikir
katılıyorum
razı
katılmak
mutabık
aynı fikirde
konusunda
anlaştık
konusunda anlaştılar
judge
yargıç
hakem
hüküm
jüri
bir hakim
bir yargıçla
hakim
hakimi
yargıla
hükmet

Examples of using Karar in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
İyi karar vermek en iyi yaptığım şey değildi diyelim biz şuna.
Let's just say good judgment was not exactly my forte.
Karar. Karşımızda korkunç
The verdict. Before us is a horrible
O karar veremezse, sen vermek zorunda kalacaksın.
If she can't make them, you're gonna have to.
Yaledeki gizli topluluk, nihayet… harika büyükbabanın kafatasının dönmesine karar verdi.
That secret society at Yale finally agreed to return your great-great-grandfather's skull.
Bu aldığım son önemli karar olabilir.
This might be the last important decision I get to make.
Sen karar veremezsin.
You do not choice.
Ama şimdi gerçekten iyi bir karar verebilirsin.
But you can make a really good one, right now.
Ve oldukça uzun zamandır birlikte çalıştık ne isteyebileceğine karar verebilirim.
And pretty much, we have worked together so long, I can judge what he would want.
Nolan, bence Athenaya olan duyguların karar vermeni engelliyor olabilir.
Nolan, I think your feelings for Athena may be clouding your judgment.
Eğer öyleyse, tarihin vereceği karar gerçekten çok sert olur.
Will be severe indeed. If so, the verdict of history.
Her neyse, karar verildi.
Well, anyway, it's been agreed.
Yılbaşı gece yarısı öpücüğü! Son karar.
Midnight kiss on new year's eve. final resolution.
Ama son karar jürinin.
But in the end, it's the judges' decision.
Karar sizin.- Blöf yapıyor!
She's bluffing! Your choice.
Tek gözlü devi görmediğim için karar veremem.
I cannot judge, for I haven't seen the one-eyed giant.
Bu sizin vermeniz gereken bir karar olacak.
That's the call you're going to have to make.
Bu, sizin yalanlamış olduğunuz karar günüdür.
This is the Day of Judgment which ye were wont to belie.
Hey, Dwight. Karar kartlarını topluyorum.
Hey, Dwight. I'm collecting resolution cards.
Ray ve Debranın mahkemesinde böyle mi karar verildi?
Was that the verdict in Ray and Debra's kangaroo court?
En sonunda Marshallın oynamak yerine… oyun gecelerimizi yönetmesine karar verdik.
Instead of playing in them. We all finally agreed Marshall should be running our game nights.
Results: 6424, Time: 0.0602

Top dictionary queries

Turkish - English