CARGO in Turkish translation

['kɑːgəʊ]
['kɑːgəʊ]
kargo
cargo
delivery
shipment
freight
courier
shipping
payload
parcel
fedex
yük
burden
freight
load
cargo
charge
weight
liability
payload
baggage
imposing
cargo
kargoyu
cargo
delivery
shipment
freight
courier
shipping
payload
parcel
fedex
kargonun
cargo
delivery
shipment
freight
courier
shipping
payload
parcel
fedex
kargosu
cargo
delivery
shipment
freight
courier
shipping
payload
parcel
fedex
yükü
burden
freight
load
cargo
charge
weight
liability
payload
baggage
imposing
yükünü
burden
freight
load
cargo
charge
weight
liability
payload
baggage
imposing
yüklerini
burden
freight
load
cargo
charge
weight
liability
payload
baggage
imposing

Examples of using Cargo in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Terrorists, cartels, no questions asked. and criminals contract with him to store cargo.
Terörist, kartel ve suçlular yüklerini sualsiz… saklamak için onunla anlaşıyor.
Oxy. And it might not be the first one picked off for the cargo.
Oksi. Yükü için vurulan ilk kişi bu olmayabilir.
Mendoza's precious cargo, with the King's own seal.
Kralın kendi mührünü taşıyan Mendozanın değerli kargosu.
It is my duty to see that this precious cargo and these good people.
Benim görevim, bu değerli kargonun ve bu iyi insanların.
Why unfortunately? I suppose every train carries its cargo of sin?
Her trenin kendi günah yükünü taşıdığını düşünürüm… Neden,'' yazık ki?
Terrorists, cartels, and criminals contract with him to store cargo, no questions asked.
Terörist, kartel ve suçlular yüklerini sualsiz… saklamak için onunla anlaşıyor.
No. I'm holding all of you responsible for keeping this cargo safe.
Hepiniz bu yükü korumakla sorumlusunuz. -Hayır.
Stockton cargo.
Stockton kargosu.
And criminals contract with him to store cargo, no questions asked. Terrorists, cartels.
Terörist, kartel ve suçlular yüklerini sualsiz… saklamak için onunla anlaşıyor.
We then utilise the steam winch for raising or lowering cargo.
Daha sonra, yükü kaldırmak veya indirmek için buharlı vinç kullanıldı.
And whose cargo they're transporting between Los Angeles and Mexico.
Ve Los Angelestan Meksikaya kimin yükünü taşıdıklarını.
I can't take emergency cargo.
Acil durum kargosu alamam.
To protect the cargo.
Yüklerini korumak için.
Is that the cargo from the ship?
Geminin yükü bu mu?
Svenja gets a new sword and we get your cargo.
Svenjaya yeni bir kılıç alacaksın ve yükünü alacağız.
Heavily armed. Mass and density suggest that it's fully loaded with cargo.
Ağır silahlanmış. Kütle ve yoğunluğuna bakılırsa kargosu tamamen dolu.
And if I were to return the ships and cargo to England?
Peki gemileri ve yüklerini İngiltereye iade edersem?
Get this cargo.
Bu yükü al.
Or at least your precious cargo.
Ya da en azından kıymetli yükünü.
Mass and density suggest that it's fully loaded with cargo. Heavily armed.
Ağır silahlanmış. Kütle ve yoğunluğuna bakılırsa kargosu tamamen dolu.
Results: 2766, Time: 0.0578

Top dictionary queries

English - Turkish