COMPUTERS in Turkish translation

[kəm'pjuːtəz]
[kəm'pjuːtəz]
bilgisayarlar
computer
video
laptop
intersect
PC
bilgisayar
computer
video
laptop
intersect
PC
bilgisayarları
computer
video
laptop
intersect
PC
bilgisayarların
computer
video
laptop
intersect
PC

Examples of using Computers in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
As soon as the FBI gives us back our files and our computers and our server.
FBI; dosyalarımızı, bilgisayarlarımızı ve sunucularımızı verir vermez olacak.
Caleb must have gotten access to her computers or files or something without her knowing.
Caleb onun haberi olmadan bilgisayarına veya dosyalarına falan girmiş olmalı.
We need food, we need computers with Internet, we need phones.
Yiyeceğe, bilgisayara, internete ve telefonlara ihtiyacımız var. Michel.
We understand he was the subject of a search on your computers.
Biz bilgisayardan yapılan araştırmayı onun yaptığını anladık.
They have hacked into the Herald's computers, and they now know about the heart-eater.
Gazetenin bilgisayarına sızdılar ve artık kalp yiyenden haberleri var.
Air data computers usually also have an input of total air temperature.
Hava veri bilgisayarlarının girdileri arasında genellikle total hava sıcaklığıda bulunur.
Our computers don't even work on the Internet.
Bilgisayarlarımızın internet bağlantısı dahi yok.
We're building firewalls on all the computers.
Bütün bilgisayarlarımıza güvenlik duvarı kuruyoruz.
We have connected all our computers into a Beowulf cluster.
Bütün bilgisayarlarımıza Beowulf diziniyle bağlandık.
Ekwall's computers, phone and car gave us no clues.
Ekwallın bilgisayarından, telefon kayıtlarından, arabasından bir şey çıkmadı.
I thought we installed parental blocking software on all our computers.
Tüm bilgisayarlarımıza aile koruma yazılımı yüklediğimizi sanıyordum.
They thrashed my computers, my big-screen TV-- They took my blender.
Bilgisayarımı ve büyük ekran televiyonumu mahvetmişler, blendırımı almışlar.
I spend most of my time talking to computers and dead worms.
Zamanımın çoğunu bilgisayarla ve ölü solucanlarla konuşarak geçirdim.
Cause there's no one here knows computers better than you.
İyi, çünkü burada bilgisayardan senin kadar anlayan yok.
The EM pulse that hit our computers may have had the same impact on their planet.
Bizim bilgisayarlarımızı vuran elektromanyetik dalga aynı etkiyi onların gezegenlerinde de göstermiş olabilir.
Okay, I want to box all of his computers.
Tamam, bilgisayarlarının hepsini paketleyeceğim.
Are you absolutely certain it can't reconnect to our computers?
Bilgisayarlarımıza tekrar bağlanmayacağından tamamen emin misin?
We will have to get a court order toNaccess her patient files, computers. Way ahead of you.
Bilgisayarına ve hastalarının dosyalarına bakmak için mahkeme emri çıkarmalıyız.
I downloaded the police computers.
Polis bilgisayarını indirdim.
From the male technological world of computers Schapiro moved into a woman's decorated house.
Erkeklerin bilgisayara dayalı olan teknolojik dünyasını kadınların dekore edilmiş evlerine taşıdı.
Results: 4103, Time: 0.0525

Top dictionary queries

English - Turkish