CUTTLEFISH in Turkish translation

['kʌtlfiʃ]
['kʌtlfiʃ]
mürekkepbalığı
squid
cuttlefish
sübyeler
mürekkepbalığı kemiği
kalamar
squid
calamari
cuttlefish
sepyası
sepia

Examples of using Cuttlefish in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Cuttlefish. What? Cuttlefish.
Ne? Mürekkepbalığı. Mürekkepbalığı.
Yellow tail, salmon and cuttlefish.
Sarı kuyruk, som balığı ve mürekkep balığı.
Cuttlefish. What? Cuttlefish.
Mürekkepbalığı. Ne? Mürekkepbalığı.
Deep sea fish. Cuttlefish.
Derin deniz balığı.- Mürekkep balığı.
Deep sea fish. Cuttlefish.
Derin okyanus balıklarıdır. Mürekkep balığı.
croquettes, cuttlefish.
kızartma, mürekkep balığı.
And salmon, champagne, popcorn, croquettes, cuttlefish, candy-floss.
Tabii somon, şampanya, patlamış mısır, kızartma, mürekkep balığı. Pamuk helva.
Octopuses, squids and cuttlefish belong to the clade Coleoidea.
Ahtapotlar, kalamarlar ve mürekkep balıkları Coleoidea alt sınıfında yer alırlar.
Some cuttlefish have shells.
Bazı mürekkep balıklarının kabukları vardır.
The cuttlefish, however, has a remarkable talent.
Mürekkep balığının ise kayda değer bir yeteneği var.
Inspired by cuttlefish.- It's, like,- an imaginary creature- Okay.
Mürekkepbalığından esinlenilen hayalî bir yaratık bu.- Peki.
Okay. inspired by cuttlefish.- an imaginary creature- It's.
Mürekkepbalığından esinlenilen hayalî bir yaratık bu.- Peki.
I'm going to be a biologist and study cuttlefish.
Biyolog olup mürekkep balıklarının üzerinde çalışacağım.
Cuttlefish. Deep sea fish.
Derin okyanus balıklarıdır. Mürekkep balığı..
The crab's sharp claws cause the cuttlefish to hesitate.
Yengecin keskin pençeleri, sübyenin tereddüt etmesine neden oluyor.
Now we have to add the cuttlefish.
Artık kalamarı eklememiz gerek.
Excuse me. Cuttlefish don't like that.
Affedersiniz, Mürekkep balıkları böyle yapılmasını sevmezler.
The urge to find a mate is strong but this cuttlefish is hungry.
Eş bulma dürtüsü güçlüdür, ancak bu sübyenin karnı aç.
This young pollack keeps looking at this cuttlefish.
Bu genç kömür balığı, bu mürekkep balığına bakıp duruyor.
Juicy cuttlefish, It's got fist-sized prawns, and it's pretty amazing.
İçinde yumruk kadar karidesler, ağzı sulandıran sübye vardır ve inanılmazdır.
Results: 97, Time: 0.0544

Top dictionary queries

English - Turkish