DISEASE in Turkish translation

[di'ziːz]
[di'ziːz]
hastalık
disease
sickness
illness
sick
infection
plague
ill
condition
morbidity
disorder
rahatsızlığı
alone
comfortable
relax
comfy
at ease
cozy
comfortably
comfort
casual
cushy
hastalığı
disease
sickness
illness
sick
infection
plague
ill
condition
morbidity
disorder
hastalığın
disease
sickness
illness
sick
infection
plague
ill
condition
morbidity
disorder
hastalıklar
disease
sickness
illness
sick
infection
plague
ill
condition
morbidity
disorder

Examples of using Disease in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Now their disease is all but conquered.
Artık hastalıklarının hakkından gelinebiliyor.
It is scorpions' oil. Some said it could help me cure the disease.
Birileri bunun hastalığımın tedavisine yardımcı olabileceğini söyledi.
Our disease the Osborn curse.
Hastalığımız Osborn laneti.
The number of people suffering from heart disease is on the rise.
Kalp hastalıklarından muzdarip insanların sayısı yükselişte.
Every disease has someone who flees the statistics.
Her hastalıkta istatistiklerden kaçan biri vardır.
Now it's our DNA, our disease, our lives on the line.
Şimdi bizim DNAmız, hastalığımız, hayatımız söz konusu.
He will make you superstrong, able to fight off every nasty disease.
Seni kötü hastalıklarla baş edebilecek kadar güçlü yapacak.
Red meat can cause sluggishness, heart disease, even impotence.
Kırmızı et, uyuşukluğa kalp hastalıklarına ve cinsel iktidarsızlığa neden olabilir.
We have shown that you can actually reverse heart disease.
Gerçekten de kalp hastalıklarının geri çevrilebileceğini gösterdik.
That has to happen in heart disease, and it's time.
Kalp hastalığında bu olması gerekiyor, ve zamanı geldi.
Because I'm really, really fine with acknowledging my disease.
Çünkü hastalığımı kabul etme konusunda çok çok başarılıyım.
For my disease.
Benim hastalığımı için.
Like he had a disease He robbed another and another and a.
Hastalıklı gibi Bir tane, bir tane ve bir tane daha çaldı….
I should fight disease in the veins! Not here, on tartar control!
Damarlarda hastalıklarla savaşıyor olmam lazım Burada tartar kontrolünde değil!
The abnormal protein found in the mad cow disease.
Deli dana hastalığında bulunan kötü protein.
Rare Disease Boy""With a Body of an 80-Year Old.
Nadir Hastalıklı Çocuk'''' 80 Yaşında Görünümlü Çocuk.
However, sometimes, there is no specific cause for this form of gingival disease.
Bu türde hastalıkta kalıtsal bir neden yoktur.
I ought to know better than to hire anybody with a disease. Diabetes.
Diyabet. Hastalıklı biri bile sizden daha iyi iş çıkarır.
A land of miserable swamps and disease.- The Dombes.
Bataklık ve hastalıklarla kaplı bir bölge.- Dombesda.
Those are Plaguelings. They spread their disease with a needle.
Hastalıklarını bir iğne ile yaydılar- Bunlar Plaguelings.
Results: 7671, Time: 0.0498

Top dictionary queries

English - Turkish