DOLLAR in Turkish translation

['dɒlər]
['dɒlər]
kuruş
penny
dime
nickel
piastres
dollar
piasters
cents
kopecks
sous
centimes
bir dolar
para
money
parayı
money
cash
paid
coin
monetary
dough
banknotu
bill
notes
banknote
bir dolarına
kuruşu
penny
dime
nickel
piastres
dollar
piasters
cents
kopecks
sous
centimes
paranın
money
cash
paid
coin
monetary
dough
paramı
money
cash
paid
coin
monetary
dough
param
money
cash
paid
coin
monetary
dough
dolları

Examples of using Dollar in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Can everyone see the dollar?
Banknotu herkes görüyor mu?
I didn't take a dollar. It's all there.
Hepsi burada. Bir kuruş almadım.
The professor bet him a dollar, he wouldn't eat it.
Profesör, onunla bir dolarına iddiaya girmişti.
You're gonna pay me every dollar.
Her bir doları ödeyeceksin.
Man: Yeah! Man can't live on a dollar a day!
İnsanlar günde bir dolara yaşayamaz. Evet!
Are you gonna question every dollar I give you?
Sana verdiğim her kuruşu soracak mısın?
Don't think you're getting the dollar for yourself.
Banknotu kendine alacağını sanma.
The dollar bill, the stomach contents, and whatever that white fragment is.
Kağıt para, midesindekiler ve her neyse o beyaz parça.
Get everybody else to break their balls chasing the dollar.
Bırakalım taşakları çatlayana kadar başkaları kovalasın parayı.
Every dollar you spend polling on me.
Beni yoklamak için harcadığınız her kuruş.
You kids are gonna learn the value of a dollar!
Siz çocuklar paranın değerini öğreneceksiniz!
I will bet you a dollar.
Bir dolarına seninle iddiaya girerim.
And for every ball we buy, a dollar goes to Amnesty International.
Aldığımız her topun bir doları, Uluslararası Af Örgütüne gidiyor.
Yeah! Man can't live on a dollar a day!
İnsanlar günde bir dolara yaşayamaz. Evet!
If lily didn't spend every dollar she has, Maybe it's not worth it.
Eğer, Lily elindeki her kuruşu harcamadıysa belki de değmez.
Help me look for the dollar, and we can talk later.
Banknotu aramama yardım et, sonra konuşuruz.
Maybe if you put it under your pillow you can get a dollar from the shrapnel fairy.
Belki yastığının altına koyarsan, şarapnel perisinden para alabilirsin.
First one to the car gets a dollar!
Arabaya ilk binen parayı kapar!
I want you to have it, my lucky silver dollar, if I die.
Şans getiren gümüş paramı sen al. Eğer ölürsem.
Bet you a dollar we strike first!
Bir dolarına bahse girerim ilk zıpkını biz atacağız!
Results: 2374, Time: 0.0893

Top dictionary queries

English - Turkish