DRANK in Turkish translation

[dræŋk]
[dræŋk]
içti
drink
to smoke
smoking
to have
take
içki
drink
liquor
booze
alcohol
hooch
sarhoş
drunken
a drunk
drink
intoxicated
inebriated
içen
drinking
smokes
smoking
içtim
drink
to smoke
smoking
to have
take
içtik
drink
to smoke
smoking
to have
take
içmiş
drink
to smoke
smoking
to have
take
içkiden
drink
liquor
booze
alcohol
hooch
içermiş
içkiliydi
drink
liquor
booze
alcohol
hooch
içkiye
drink
liquor
booze
alcohol
hooch

Examples of using Drank in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yes. We walked, drank coffee, and had a chat.
Evet. Birlikte yürüyüş yaptık, kahve içtik ve sohbet ettik.
I grew up around men who swore, drank, and farted.
Küfreden, içen ve osuran erkekler arasında büyüdüm.
She had a mouth like a sailor, drank like a fish.
Ancak onun bir denizci ağzı vardı, balık gibi içerdi.
He lived in Miami under surveillance- gambled, drank.
Miamide gözetim altında yaşadı. Kumar, içki.
Drank that as a boy. God.
Çocukken içerdim. Tanrım.
Sinfjötli drank it and died.
Azulon bunu içer ve ölür.
Even Jesus drank a little wine.
İsa bile az da olsa şarap içermiş.
So bad. We ate your soup and drank your coffee.
Çorbanızı ve kahvenizi de içtik. Çok kötü.
Campus legend said that whoever drank from it became invincible for a day.
Kampüs efsanesine göre ondan içen kişi bir günlüğüne yenilmez oluyordu.
Tom drank himself to death.
Tom ölesiye içki içiyordu.
No, a lot of people just drank bourbon where I grew up.
Hayır. Büyüdüğüm yerde bir sürü insan sadece viski içerdi.
And you come from a mom who drank when she was pregnant.
Ben zebulon gezegeninden geliyorum… ve sen ise annenin hamileyken sarhoş gezdiği bir gezegenden geliyorsun.
God.- Drank that as a boy.
Çocukken içerdim. Tanrım.
I thought spies drank martinis. Okay.
Gizli ajanlar Martini içer sanırdım. Tamam.
Balzac drank seventy cups of it a day.
Balzac günde yetmiş fincan içermiş.
Dad drank like a fish.
Babam çok içkiliydi.
We ate your soup and drank your coffee. So bad.
Çorbanızı ve kahvenizi de içtik. Çok kötü.
That you were out with coworkers and drank too much at times.
Sık sık dışarı çıkıp çok fazla içki içiyormuşsun.
Is it your opinion drank on that flight? that Katerina Marquez?
Katerina Marquezin o uçuşta… sarhoş olduğuna inanıyor musunuz?
He loved vodka. He loved women who drank vodka on boats.
Votkayı severdi. Gemide votka içen kadınları severdi.
Results: 1665, Time: 0.0857

Top dictionary queries

English - Turkish