ELIMINATES in Turkish translation

[i'limineits]
[i'limineits]
eliyor
to eliminate
sift
to sieving
it took
elimine eder
eliminates
eleniyor
to be eliminated
ortadan kaldıran
eliyoruz
to eliminate
sift
to sieving
it took
bertaraf ediyor

Examples of using Eliminates in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
One supplier eliminates two major competitors by getting them to fight with each other.
İki satıcı birbirleriyle kavga etmesini sağlayarak iki büyük rakibi yok ediyor.
See if there's anything in there that eliminates them as suspects.
Onları süpheli olarak eleyen bir şey var mı bakalım.
Who eliminates Yuen Chung. It's a matter of indifference to me.
Yuen Chungı, kimin ortadan kaldıracağı… beni ilgilendirmiyor.
A freedom that eliminates life is not freedom.
Bir hayatı yok eden özgürlük, özgürlük değildir.
And a life that eliminates freedom is not life either.
Ve özgürlüğü yok eden bir yaşam da, yaşam değildir.
When one eliminates the impossible, whatever remains, however improbable, is the truth.
İmkânsızı eledikten sonra, kalan seçenek… ihtimal dışı olsa da gerçektir.
Whatever remains, however improbable, When one eliminates the impossible, is the truth.
İmkânsızı eledikten sonra, kalan seçenek… ihtimal dışı olsa da gerçektir.
Idealistic, but full of a kind of crushing certainty that eliminates doubt.
İdealistler ama şüpheyi saf dışı eden ezici bir kesinliğe sahipler.
I'm gonna input those and see if it eliminates a few more boats?
Bunların da girdisini yapacağım ve bakalım bir kaç tekne daha elenecek?
One that addresses our needs entirely, and eliminates everything extraneous.
İhtiyaçlarını tamamen karşılayan ve gereksiz her şeyi de saf dışı bırakan bir dünya.
A strong attack eliminates the need for defense, Snips.
Güçlü saldırırsan, savunmaya gerek kalmaz ufaklık.
That eliminates half of our previous search.
Önceki aramamızın yarısı elenmiş oldu.
Virtually eliminates the possibility"of seizure or death sometimes associated with vestigial cerebral growths.
Tam gelişmemiş beyin tümörü ile ilişkili ölüm veya nöbet ihtimallerini neredeyse ortadan kaldırır.
That also eliminates Abigail West.
Bu durumda Abigail Westi de eleriz.
Then reduction to methamphetamine eliminates which chiral center is it again?
Peki metamfetamine indirgeme sonucunda hangi kiral merkez elimine ediliyordu?
That only eliminates seven.
Sadece yedi tanesini eleyebildik.
This is a bit awkward, but Mama's death eliminates certain expenses.
Bu biraz tuhaf ama annemin ölümü, bazı masrafları azalttı.
Ramon, my friend. A freedom that eliminates life is not freedom Friend?
Ramon, dostum. Bir hayatı yok eden özgürlük, özgürlük değildir?
So that just… eliminates our last possibility.
Bu son ihtimali de ortadan kaldırdı.
Eliminates which chiral center is it again? Then reduction to methamphetamine?
Peki metamfetamine indirgeme sonucunda… hangi kiral merkez elimine ediliyordu?
Results: 82, Time: 0.0713

Top dictionary queries

English - Turkish