ERWIN in Turkish translation

erwin
irwin
ervin
erwin
irving
erwini
irwin
erwine
irwin
erwinin
irwin

Examples of using Erwin in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A message from Commander Erwin. Captain Levi.
Komutan Erwinden bir mesaj var. Kaptan Levi.
Captain Levi. A message from Commander Erwin.
Komutan Erwinden bir mesaj var. Kaptan Levi.
And Mr. Erwin has no taser marks.
Bay Erwinde şok izi yok.
Erwin and his men are keeping me waiting.
Erwinle lanet olası adamları beni bekletiyorlar.
Erwin, say something.
Erwin! Erwin, ses ver.
E' Erwin.
Bu Erwin.
Tragatsch, Erwin 2000.
Merçil, Erdoğan 2000.
Good night, Erwin, dear." That's good?
İyi akşamlar, hayatım, Erwin'' mi?
Good night, Erwin, dear?
İyi akşamlar, hayatım, Erwin'' mi?
Goodnight, Erwin, dear?
İyi akşamlar, hayatım, Erwin'' mi?
The Frenchmen had it left relatively badly kept, as a commander of panzers, Erwin Rommel, quickly discovered.
Fransızlar köprüyü korumasız bırakma gafletinde bulunmuştu. VII. Panzer Tümeni komutanı Ervin Rommel bu açığı keşfetti.
As a matter of form, his mother was asked to confirm her decision to release Erwin for adoption.
Formalite gereği, annesi, Erwini evlatlık vermek istediğini teyit etmeliydi.
Other species in the genus named by Terry L. Erwin include Agra liv, named after Liv Tyler,
Terry L. Erwinin adlandırdığı bu cinsin diğer türkeri arasında Liv Tylerın adını alan Agra liv
From then on, the young couple stopped coming to see Erwin and he was never invited to their home again.
O zamandan sonra, genç çift Erwini görmeye gelmeyi kesti, 696 00:53:39,063-- 00:53:42,032 ve bir daha evlerine davet etmediler.
Whoever his father may have been It meant that Erwin had been born in wedlock
Babası kim olursa olsun, Bu da, Erwinin, kocanın onayı olmadan evlatlık verilememesi demekti.
And he was never invited to their home again. From then on, the young couple stopped coming to see Erwin.
O zamandan sonra, genç çift Erwini görmeye gelmeyi kesti, ve bir daha evlerine davet etmediler.
I would have been fine sending Erwin to the gallows. Supposing you actually cared about saving as many people as possible.
Işte o zaman Erwini darağacına gönderirdim. Varsayalım ki, mümkün olduğunca çok insanı kurtarmayı önemsediniz.
You're right, but… The fact that Erwin is now here means I use it on him.
Erwinin şimdi burada olması, onun için kullanacağım anlamına geliyor. Haklısın ama.
Instead of practical training, it was mostly memorizing the long-range scouting formation Commander Erwin had devised.
Ertesi gün başlayacak olan talimlerimiz… uygulamalı eğitim yerine çoğunlukla… Komutan Erwinin tasarladığı uzun menzilli keşif düzenini ezberlemekle geçmişti.
While I do possess some of the same feelings as Erwin here… I considered leaving things up to your government.
İşleri hükümetinize bırakmayı düşündüm. Burada Erwin ile aynı duygulara sahipken.
Results: 316, Time: 0.0687

Top dictionary queries

English - Turkish