EXTREMELY HIGH in Turkish translation

[ik'striːmli hai]
[ik'striːmli hai]
aşırı büyük
oversized
too big
extra large
were too large
an extremely high
extremely large
freakishly huge

Examples of using Extremely high in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yong-sik actually has extremely high standards.
Yong-sikin aslında çok yüksek standartları var.
But these galaxies are actually moving at extremely high speeds.
Ancak içlerindeki gökadalar aslında aşırı yüksek süratlerde hareket ediyorlar.
One can safely make this assumption provided the gas isn't at an extremely high density.
Bu varsayım gazın son derece yüksek yoğunlukta olmaması şartıyla yapılabilir.
And if I don't mantain an extremely high dosages of herbal remedies.
Ve eğer bu aşırı derecede yüksek dozajdaki bitkisel ilaçlar da işe yaramazsa.
Potential damage to coastlines and loss of life--- Will be extremely high.
Kıyılardaki olası hasar ve kayıplar oldukça yüksek olacaktır.
That species has extremely high blood pressure.
Bu türün kan basinci oldukça yüksek.
However, sensors indicate extremely high levels of residual antiprotons.
Ancak sensörler antiproton artıklarını oldukça yüksek seviyelerde gösteriyor.
Mostly rich people buy them, at extremely high prices.
Çoğunlukla onları zengin insanlar satın alıyor,… hem de son derece yüksek fiyatlarla.
In our view, the probability is extremely high of a single bomb-maker.
Bize göre tek bir bomba yapımcısının olma ihtimali çok yüksek.
You have extremely high serotonin levels in your brain.
Beyninizdeki serotonin seviyesi çok yüksek.
Some yet to be determined chemical substance in his blood. We found extremely high levels of ephedrine and- But?- But.
Kanında yüksek derecede efedrine rastladık ve… bazıları ise henüz kimyasal madde olarak tespit edilmedi. -Ama? -Ama.
And some yet to be determined chemical substance in his blood. But… But? we found extremely high levels of ephedrine.
Ama? -Ama… Kanında yüksek derecede efedrine rastladık ve… bazıları ise henüz kimyasal madde olarak tespit edilmedi.
They have extremely high body temperatures,
Bedenlerinden yüksek derecede sıcaklık yayılır
Poetry has consistently been held in extremely high regard in China,
Şiir, Çinde sürekli son derece yüksek saygınlığa sahip olmuş bir sanat türü,
The conduction allows extremely high temperatures and the electrons to flow all the way to the ground.
Bu iletkenlik elektronların ve çok yüksek derecede sıcaklıkların yeryüzüne kadar girebilmesini sağlıyor.
He took the LAPD Academy entrance exam twice, scored extremely high, but was never admitted due to psychological issues.
İki kez LA Polis Departmanı Akademi sınavlarına girmiş, çok yüksek notlar almış, ama psikolojik sorunlar sebebiyle asla onay alamamış.
We are coming at extremely high speeds, and we are deploying them to slow us down. So we have to do all kinds of tests.
Aşırı yüksek hızlara yaklaşıyoruz, ve bizi yavaşlatsın diye onları açıyoruz. Bu nedenle her türlü testi yapmak zorundayız.
In 2006, extremely high GDP growth had been sustained, and grew by 10.6.
Yılında, son derece yüksek GSYİH büyümesi sürdürülebilir olmuş ve% 10,6 oranında büyümüştür.
The minimal coupling between torsion and Dirac spinors generates a repulsive spin-spin interaction that is significant in fermionic matter at extremely high densities.
Torsiyon ve Dirac Spinörler arasındaki minimum bağlantı son derece yüksek yoğunluklarda fermiyonik konuda önemli bir spin-spin etkileşimi oluşturur. Böyle bir etkileşim fiziksel olmayan büyük patlama teklilliği ile bertaraf edilir.
With an extremely high ratio of virgins. And, um, I have managed to find a group.
Ben de bakire oranı çok yüksek bir grup bulmayı başardım.
Results: 86, Time: 0.0433

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish