FROM SPREADING in Turkish translation

[frɒm 'sprediŋ]
[frɒm 'sprediŋ]
yayılmasını önlemek için
yayılmasını engellesek
yaymasını engellemek
yayılmalarını önlemek için

Examples of using From spreading in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Get ahead of it like we did in D. stop this news from spreading, What if we went there to.
Ya biz oraya gidip… bu haberin yayılmasını engellesek… önüne geçsek, Washingtonda yaptığımız gibi.
A vigilante or angel of death, whose job it is to stop sick people from spreading disease.
Hasta insanların hastalık yaymasını engellemek işi olan bir suçlu… veya ölüm meleği.
To control the contagion… to keep the germ from spreading. Because it's the best known way.
Çünkü virüsün yayılmasını önlemek için… bilinen en iyi yol bu.
Whose job it is to stop sick people from spreading disease. A vigilante
Hasta insanların hastalık yaymasını engellemek işi olan bir suçlu…
To keep it from spreading any further. In the meantime, we're doing all we can.
Bu arada, daha fazla yayılmasını önlemek için elimizden geleni yapıyoruz.
They have launched the EMP rocket, We have to stop the virus from spreading and save the city.
Füze ateşlendi, şimdi virüsün yayılmasını engellemek ve şehri kurtarmak zorundayız.
There is still a lot of debate about whether or not masks are an effective means of keeping the virus from spreading.
Maske kullanmanın virüsün yayılmasını engellemede… etkili olup olmadığı hâlâ tartışılıyor.
From spreading their own genes to cleansing Europe,
Avrupayı temizlemekten kendilerinin genlerini yaymaya kadar Nazi misyonu,
The only thing keeping my insides from spreading out across the floor is the magnetic field I'm generating to hold them in.
İçimdekilerin dışarı fışkırıp yere saçılmasını önleyen tek şey benim onları tutmak için uyguladığım manyetik alan.
And stopped the infection from spreading, My little maggot friends consumed the bacteria around your finger
Enfeksiyonun yayılmasını önlediler Küçük larva arkadaşlarım parmağındaki bakterileri yiyerek
My little maggot friends consumed the bacteria around your finger and stopped the infection from spreading, and now, I am eating the necrotic tissue inside the larvae.
Enfeksiyonun yayılmasını önlediler Küçük larva arkadaşlarım parmağındaki bakterileri yiyerek ve ben de şimdi larvaların içindeki nekrotik dokuları yiyorum.
stop Sophia from spreading the pathogen.
Sophianın mikrobu yaymasını engellemesi için yalvardım.
of war crimes before The Hague tribunal or in domestic courts from spreading ideas.
yerel mahkemelerde savaş suçlarından hüküm giyenlerin fikirlerini yaymasını yasaklıyor.
stop Sophia from spreading the pathogen.
Sophianın… mikrobu yaymasını engellemesi için yalvardım.
Stop the poison from spreading.
Zehrin yayılmasını durdurmak için.
This stops the infection from spreading.
Bu noktalar enfeksiyonun yayılmasını durdurur.
She was trying to stop it from spreading.
Hastalığın yayılmasını önlemeye çalışıyormuş.
Prevent chaos from spreading to the surface.
Kaosun yüzeye sıçramasını önlüyoruz.
But I did keep the acid from spreading.
Asidin yayılmasını engelledim ama.
Take this, stop the fire from spreading.
Yangının yayılmasına engel olun. Al şunu.
Results: 1322, Time: 0.0446

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish