FUELED in Turkish translation

yakıt
fuel
gas
propellant
gasoline
refuel
petrol
körüklediği
to fan
to fuel
körüklenen
bellows
yakıtlı
fuel
gas
propellant
gasoline
refuel
petrol
yakıtı
fuel
gas
propellant
gasoline
refuel
petrol
körükledi
to fan
to fuel
yakıtları
fuel
gas
propellant
gasoline
refuel
petrol
körüklüyordu
to fan
to fuel

Examples of using Fueled in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Travers, we will be fueled up and ready to go in ten minutes.
Doldurulacak ve gitmeye hazır olacağız. Travers, 10 dakika içinde yakıtımız.
All fueled up and clear skies with a balmy minus-50.
Depoyu doldurdum ve hava durgun gökyüzü açık, -50 derece.
Is there going to be any racially fueled outbursts at this thing?
Bu işte ırkçılık dolu herhangi bir taşkınlık olacak mı?
Perhaps fueled by my wife's predilection for the supernatural.
Belki de karımın yakacak eğilimi Doğa üstüydü.
A fully fueled jet and a safe trip to the pope?
Deposu dolu bir jetle papaya güvenli bir yolculuk mu?
However, it was not the Shredder who fueled that fear, but me.
Ancak, korkuyu ateşleyen Shredder değil, bendim.
A dark force fueled by grief.
Enerjisini kederden alan karanlık bir gücün.
Overreactions on both sides. Fueled by misunderstandings and, I will admit.
Yanlış anlaşılmalarla dolu ve iki tarafın da aşırı tepki verdiğini kabul ediyorum.
Fueled by misunderstandings and, I will admit, overreactions on both sides.
Yanlış anlaşılmalarla dolu ve iki tarafın da aşırı tepki verdiğini kabul ediyorum.
Is there going to be any racially fueled outbursts at this thing?
Irkçılık dolu herhangi bir taşkınlık olacak mı? Bu işte?
Drug fueled yg.
Uyuşturucu müptelasi yg.
Fueled by misunderstandings and, I will admit, overreactions on both sides.
Yanlış anlaşılmalardan beslendi ki itiraf ediyorum iki taraflı aşırı tepkilerin de yardımı oldu.
Significant battles were filmed and broadcast during the Revolution which fueled Mexicans' excitement in cinema.
Devrim sırasında Meksikalıların sinemadaki heyecanını tetikleyen önemli savaşlar filme alındı ve yayımlandı.
An intention fueled by passion can be impossible to stop.
İhtirasla beslenen bir niyeti durdurmak mümkün olmayabilir.
The uprising in Poznan fueled the spirit of rebellion.
Poznandaki isyan, başkaldırı ruhunu ateşlemişti.
And the rage that once fueled me is gone.
Ve bir zamanlar beni besleyen öfke yok oldu.
I want a six-seat helicopter… with a range of 200 miles, fully fueled.
Kilometre menzilli altı kişilik bir helikopter istiyorum, yakıt deposu dolu olacak.
Now that same idea fueled the commercial food industry as well.
Aynı fikir ticari gıda endüstrisini de ateşledi.
Because she's a complete maniac fueled by rage and violence.
Çünkü öfke ve şiddetle beslenen manyağın teki.
The existence of nearly all life on Earth is fueled by light from the Sun.
Gün ışığı dâhil olmak üzere Dünya üzerindeki enerjinin çoğunun kaynağı Güneştir.
Results: 148, Time: 0.057

Top dictionary queries

English - Turkish