FULL-FLEDGED in Turkish translation

[fʊl-'fledʒd]
[fʊl-'fledʒd]
tam
right
full
just
exactly
complete
quite
fully
total
precisely
such
gerçek
real
true
truth
actual
really
reality
fact
genuine
truly
original

Examples of using Full-fledged in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But he also reiterated Greece's support for Turkey's bid to join the EU as a full-fledged member, provided it fulfils its obligations to the 27-nation bloc.
Ancak bakan Yunanistanın, Türkiyenin ABye yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesi şartıyla, 27 üyeli bloğa tam teşekküllü üye olarak katılmasına desteğini yineledi.
Montenegro was officially admitted as the 53rd full-fledged member of the Union of European Football Associations(UEFA) on Friday January 26th.
Karadağ, 26 Ocak Cuma günü Avrupa Futbol Federasyonları Birliğine( UEFA) tam teşekküllü 53. üye olarak resmen kabul edildi.
He has also voiced confidence that Macedonia would be invited to join NATO in 2006, with full-fledged membership in 2007.
Başbakan ayrıca, Makedonyanın 2006 yılında NATOya katılım daveti alacağına ve 2007de tam teşekküllü üye haline geleceğine olan güvenini de dile getirdi.
the SEECP meetings as an observer, was accepted on Wednesday as a full-fledged member of the now ten-nation group.
Çarşamba günü artık on üyeli hale gelen gruba tam teşekküllü üyeliğe kabul edildi.
The most significant issue for the CIS is the establishment of a full-fledged free trade zone/ economic union between the member states, to be launched in 2005.
BDT için en önemli konu, üye ülkeler arasında 2005 yılında hayata geçirilecek tam teşekküllü serbest ticaret bölgesi/ekonomik birliği kurulmasıdır.
Czech Prime Minister Mirek Topolanek on Wednesday(October 8th) rejected any formula that involves a privileged partnership for Turkey instead of full-fledged EU membership."A privileged partnership or such formulas cannot be accepted.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Mirek Topolanek 8 Ekim Çarşamba günü Türkiyeye tam teşekküllü AB üyeliği yerine imtiyazlı ortaklık içeren her türlü formülü reddetti.
The EU is expected to decide next month whether to allow BiH to start talks on a Stabilisation and Association Agreement, the first step towards eventual full-fledged membership in the Union.
ABnin, BHnin Birliğe nihai tam üyelik yolunda atılacak ilk adım kabul edilen İstikrar ve Ortaklık Anlaşması konulu müzakerelere başlamasına izin verip vermeme konusundaki kararı önümüzdeki ay vermesi bekleniyor.
But he also cautioned that the next 24 months until Croatia joins the Union as a full-fledged member will not be easy,
Ancak Josipoviç, Hırvatistanın tam teşekküllü üye olarak Birliğe katılmasına kadar gelecek 24 ayın kolay olmayacağı,
Slovenia became a full-fledged member of the Union in May 2004,
Slovenya Mayıs 2004te Birliğe tam üye oldu,
Another reason is the objections raised by several of the bloc's heavyweights, insisting that the predominantly Muslim country should eventually be offered some sort of a"privileged partnership", rather than full-fledged membership.
Bir diğer neden de, bloğun çok sayıda ağır topunun nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülkeye nihayetinde tam teşekküllü üyelik yerine bir nevi'' imtiyazlı ortaklık'' teklif edilmesi yönünde ısrar ederek öne sürdüğü itirazlar.
Observers expect that, realistically speaking, only Croatia will enter the prized club as a new, full-fledged member, while Turkey may have to settle for a"privileged partnership"-- leaving the other aspirants with uncertain prospects for integration.
Gözlemciler, gerçekçi bir tahminle, kulübün yeni tam üyesinin Hırvatistan olacağını, Türkiyenin“ imtiyazlı ortak” statüsü ile yetinmek zorunda kalacağını ve ABye katılmayı isteyen diğer ülkelerin ise ortaklık konusunda belirsiz bir gelecekle başbaşa kalacaklarını tahmin ediyor.
negotiations is France and Germany's insistence that Ankara should not be offered full-fledged membership in the bloc after it wraps up the talks, rather, some sort of a"privileged partnership.
Fransa ve Almanyanın Ankaraya müzakerelerin tamamlanması sonrasında bloğa tam teşekküllü üyelik yerine bir nevi'' imtiyazlı ortaklık'' teklif edilmesi yönündeki ısrarları.
Mitreva: The Annual National Programme for full-fledged membership in NATO for 2002 and 2003 was assessed
Mitreva: NATOya tam üyeliğe yönelik 2002 ve 2003 yılı Yıllık Ulusal Program,
suggested that Turkey, a predominantly Muslim country of more than 70 million people, should be offered a"privileged partnership" with the bloc rather than full-fledged membership.
70 milyondan fazla nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Türkiyeye tam teşekküllü üyelik yerine blokla'' imtiyazlı ortaklık'' önerilmesi gerektiğini ileri sürmüştü.
status by June and a starting date for accession negotiations in December as a step towards full-fledged membership in 2007.
Aralık ayında elde edip, 2007 yılında tam üyeliğe adım atmayı umuyor.
The EU's unwillingness to admit Turkey as a full-fledged member is partly to blame for the recent decline in Turkish-Israeli relations, as well as for Ankara's drift from the West, US Defence Secretary Robert Gates said on Wednesday June 9th.
ABD Savunma Bakanı Robert Gates 9 Haziran Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Türkiye-İsrail ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilemenin yanı sıra Ankaranın Batıdan uzaklaşmasından kısmen ABnin Türkiyeyi tam teşekküllü üye kabul etmedeki isteksizliğinin sorumlu olduğunu söyledi.
soon, and that Croatia will participate in the forthcoming NATO summit in April as a full-fledged member," ministry spokesman Mario Dragun said.
Slovenya Cumhuriyetinin yakında anlaşmayı onaylamasını ve Hırvatistanın, Nisan ayındaki NATO zirvesine tam üye olarak katılmasını bekliyoruz”, dedi.
President Branko Crvenkovski said that since the agreement, Macedonia has become"a country of strong interethnic trust and tolerance, a candidate for full-fledged membership in the EU and NATO.
Cumhurbaşkanı Branko Zrvenkovski, anlaşmadan bu yana Makedonyanın'' güçlü etnik güven ve hoşgörüye sahip bir ülke ve AB ve NATOya tam üyelik adayı'' haline geldiğini söyledi.
Angela Merkel, the leader of Germany's opposition Christian Democrats, EU Enlargement Commissioner Olli Rehn also voiced support for Turkey's aspirations for full-fledged membership.
Almanyanın muhalefetteki Hıristiyan Demokratlar partisi genel başkanı Angela Merkel ile Berlinde yaptığı görüşmeler sonrasında, Türkiyenin tam üyelik hedeflerine destek ifadesinde bulundu.
Sociology at the University of Kansas was established in 1891 and the first full-fledged independent university department of sociology was established in 1892 at the University of Chicago by Albion W. Small(1854-1926), who in 1895 founded the American Journal of Sociology.
Sosyoloji Bölümü 1891 yılında kuruldu ve ilk tam anlamıyla bağımsız toplum bilim bölümü 1892de Chicago Üniversitesi‘ nde 1895te Amerikan Toplum Bilimi Dergisini çıkaran Albion W. Small tarafından kuruldu.
Results: 66, Time: 0.0421

Top dictionary queries

English - Turkish