GEOPOLITICAL in Turkish translation

jeopolitik
geopolitical
geo-political
geopolitics

Examples of using Geopolitical in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The geopolitical situation is very volatile.
Jeopolitik durum çok değişkendir.
My safe word is"geopolitical disaster.
Güvenli kelime'' Jeopolitik felaket.
Look, given the current geopolitical climate.
Hey şuna bak jeopolitik iklim.
The current geopolitical situation is very volatile.
Şu anki jeopolitik durum çok oynaktır.
Actually, there were extremely complex geopolitical forces at work.
Aslında çok karmaşık bir takım jeopolitik unsurlar iş başındaydı.
Changes in its cultural values economic priorities and geopolitical posturing.
Kültürel değerler ekonomik öncelikler ve jeopolitik durumumuz.
The Trans-Georgian Pipeline is the largest in the city geopolitical game.
Trans-Gürcistan Boru Hattı, dünyanın en büyük jeopolitik oyunu.
Their agenda: To realign the geopolitical map once
Gündemleri,… jeopolitik haritayı ilk
The geopolitical world has got a lot to learn from the digital world.
Jeopolitik dünyanın, sanal dünyadan öğreneceği o kadar çok şey var ki.
And if your issues are truly geopolitical-- Then I can't help you.
Sorunların gerçekten jeopolitik ise o zaman sana yardım edemem.
The geopolitical complexities of the topic-- So, to be clear, I sometimes reference.
Yani, açık olmak adına, bazen jeopolitik karmaşıklıklara… referans veriyorum sadece.
Every single one of these events shifted geopolitical power in one direction or another.
Bu olayların her biri taraflar arasındaki jeopolitik güç dengesini değiştirmiş.
Blakely designed math-based predictive models for us, models to help create geopolitical change.
Blakely, matematik tabanlı tahmin modelleri geliştiriyordu bizim için. Jeopolitik değişimleri öngören modeller.
The collapse of the Soviet Union… was the greatest geopolitical catastrophe of the century.
Sovyetlerin çöküşü yüzyılın en büyük jeopolitik faciasıydı.
Geopolitical concerns and the threat of terrorist acts are shaping the agendas of many governments.
Pek çok hükümetin gündemini, jeopolitik meseleler ve terörist saldırılar gibi sorunlar oluşturuyor.
I don't even know if that was a sarcastic geopolitical reference to colonialism or not.
Onun sömürgeciliğe yapılmış iğneleyici jeopolitik bir referans olup olmadığını ben bile bilmiyorum.
Political and geopolitical concerns appear to have driven enlargement more than economic ones have.
Öyle görünüyor ki Birlikin büyümesi, ekonomik konulardan çok, politik ve jeopolitik etkenlerle baglantilidir.
It will give'em time to ponder the geopolitical ramifications of being mean to me.
Bana kötü davranmanın jeopolitik sonuçlarına katlanmaları için onlara biraz zaman tanıyalım.
Perkins: There is always a danger of unintended consequences resulting from any kind of geopolitical discussions.
Perkins: Her tür jeopolitik tartışmanın istenmeyen sonuçlar doğurma tehlikesi vardır.
He is an author of numerous research works on geopolitical aspects of oil strategy of sovereign Azerbaijan.
Azerbaycan Cumhuriyetinin petrol politikasının jeopolitik yönleriyle ilgili birçok araştırması bulunmaktadır.
Results: 129, Time: 0.0413

Top dictionary queries

English - Turkish