GLITTER in Turkish translation

['glitər]
['glitər]
sim
glitter
now
parıltı
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light
glitter
parlak
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
işıltı
sparkle
glow
gleam
twinkle
light
glint
a flash
glitter
pırıltılı
sparkle
twinkle
glitter
gleam in
the shining's
twinky
yaldızı
glitter
simi
parlatıcı
to shine
's sunlighting
parıldamaz
to shine
to sparkle
ziynetini

Examples of using Glitter in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Moisturizers, hair gels body glitter-- All your seventh grade essentials.
Nemlendirici, jöle, vücut parlatıcı… 7. sınıf için gerçekten lazım olacak her şeyi alabilirsin.
We're about to enter an asteroid belt, eh. Sparkles, Glitter.
Sparkles, Glitter… bir asteroid kuşağına girmek üzereyiz, he.
I'm sorry, I have got glitter in my eye!
Üzgünüm, gözüme parıltı kaçtı da!
Get my own day. Glitter.
Parlak. Benim kendi günümü al.
I want to win the glitter so bad!
Simi kazanmayı o kadar çok istiyorum ki!
I thought you were making him a glitter card or glitter cookies.
Ona pırıltılı bir kart ya da pırıltılı kurabiye vereceksin sanmıştım.
Blondie, Boy, Glitter, got it. And we came to.
Biz… Sarışın, Oğlan, Işıltı, anladım.
Why would a horse eat glitter?
Bir at neden parlatıcı yesin ki? At yemedi?
That's Jessica Glitter. She was my BFF on the show and in real life.
Jessica Glitter. Programdaki ve gerçek hayattaki kankamdı.
Glitter. Get my own day.
Parlak. Benim kendi günümü al.
There's glitter on the ceiling.
Tavanda parıltı var.
Definitely gonna make good use of that--all that glitter.
O simi dibine kadar kullanacağım.
No bright souls glitter in this darkness.
Hiçbir parlak ruh bu karanlıkta parıldamaz.
Oh, my God. You noticed my glitter lotion?
Aman Tanrım. Sen benim pırıltılı losyonu fark?
Is that glitter on your lips?
Dudaklarındaki parlatıcı mı?
I have to go get CeCe some glitter eye shadow.
Benimde Ceceye parlak göz farı almam lazım.
Vegetable observation…- Hey! And be cleansed with a glitter scrub!
Sebze ile bakışma… Parıltı ile ovalanma- Hey!
The Glitter House is a mob front.
Glitter Houseun mafya yönü var.
are given is but the material of this world, and its glitter.
yalnızca dünya hayatının metaı ve süsüdür.
No. No bright souls glitter in this darkness.
Hayır. Hiçbir parlak ruh bu karanlıkta parıldamaz.
Results: 310, Time: 0.0787

Top dictionary queries

English - Turkish