HARD-WORKING in Turkish translation

çalışkan
hardworking
hard-working
industrious
diligent
studious
hard worker
worker
hard working
working
conscientious
çalışan
working
trying
employee
worker
çok çalışan
worked hard
hard-working
hardworking
have worked so
works very
work too
overwork
's been working
sıkı çalışan
work hard
hardworking
hard-working
the working stiff
cefakar
long-suffering
poor
çalışkandır
hardworking
hard-working
industrious
diligent
studious
hard worker
worker
hard working
working
conscientious

Examples of using Hard-working in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
So I'm proud to announce that our new restaurant critic will be… My hard-working assistant Nick.
Yeni restoran eleştirmenini gururla sunuyorum çok çalışan asistanım Nick.
Contrary to popular belief, hard-working citizens. the majority of Travelers are well-heeled.
Popüler inanışın aksine… gezginlerin çoğu zengin,… çok çalışan vatandaşlardır.
From innocent, hard-working Americans. My father, Magnus Steele.
Babam, Magnus Steele, çalışan masum Amerikalıların.
Punctual, hard-working, he always did more than his job.
Çalışkandı. Verilen işi tam zamanında bitirirdi. Hatta fazlasını yapardı.
Hard-working, smart.
Çalışkandı, akıllıydı.
My people were so good, so hard-working.
İnsanlarım çok iyiydiler… çok çalışkanlardı.
She said that he's nice and hard-working.
İyi biriymiş çok da çalışkanmış.
Of all time, I am probably the most hard-working president.
Gelmiş geçmiş başkanlar arasında en çalışkanı benim. Sanırım.
Yep, hard-working, smart as a whip.
Evet. Çok çalışkan. Çok zeki.
Red-blooded, hard-working, solid people.
Güçlü, çalışkan ve dayanaklı insanlar.
Sometimes it's honest, decent, hard-working people and sometimes it's ghosts.
Bazen dürüst, nazik, çok çalışkan insanları, ve bazen hayaletleri.
Hard-working, smart. Good officer.
Çalışkandı, akıllıydı. İyi bir subaydı.
We have got to support these hard-working civil engineers.
Bu çalışkan inşaat mühendislerini desteklemeliyiz.
I'm very hard-working.
Çok çalışkan biriyimdir.
Really hard-working. she was funny.
Gerçekten çok çalışırdı. Eğlenceliydi.
Sometimes decent, hard-working people get dumped on for no good reason.
Bazen nazik ve sıkı çalışan insanlar… iyi bir sebep olmaksızın kötü duruma düşerler.
Sometimes decent, hard-working people.
Bazen nazik ve sıkı çalışan insanlar.
God? Hard-working. A man of?
Kendini Tanrıya… Çalışkan biridir.- Adamış biri mi?
A handsome, hard-working, and the most popular guy.
Çekici, işkolik ve en popüler erkeğim.
And she's looking for hard-working men such as yourselves.
Kendin gibi ve çok çalışkan erkekler arıyor.
Results: 375, Time: 0.0675

Top dictionary queries

English - Turkish