HIGH-LEVEL in Turkish translation

['hai-levl]
['hai-levl]
üst düzey
senior
high-level
high-ranking
high-end
top-level
ultimate
upper-level
top-tier
top-notch
upscale
yüksek düzey
high-level
the highest level
yüksek seviye
high-level
a high level
higher-level
high-end ones
yüksek seviyeli
high-level
a high level
higher-level
high-end ones
yüksek düzeyli
high-level
üst rütbeli
yüksek seviyede
high-level
a high level
higher-level
high-end ones
yüksek seviyedeki
high-level
a high level
higher-level
high-end ones
yüksek düzeyde
high-level
the highest level

Examples of using High-level in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
This is the first high-level communication this installation has ever received, to my knowledge.
Bildiğim kadarıyla, bu tesisin ilk yüksek seviyeli iletişimi oldu.
In retail operation? A little, uh, high-level security analysis?
Perakende operasyonunda, ufak bir… yüksek seviye güvenlik analizi mi?
You think he will ever play high-level again?
Daha yüksek seviyede çalabilir mi sence?
Of what's going on with all the bosses. We high-level assistants keep track.
Bizler üst rütbeli asistanlar olarak, patronlarımızın hayatlarını takip ediyoruz.
Very high-level, dangerous stuff.
Çok üst seviye, tehlikeli işler.
All of these numbers belong to a high-level associate of the Morales cartel.
Bu numaraların tümü Morales kartelinin… yüksek düzeyli ortaklarına ait.
High-level people need reassurance that the situation is under control.
Yüksek seviyedeki insanlar durumun kontrol altında olduğuna dair güvence istiyorlar.
I'm detecting high-level chroniton radiation in your cells.
Hücrelerinde, yüksek seviyede kroniton radyasyonu tespit ediyorum.
Rare, high-level demons with telekinetic powers.
Tele kinetik güçleri olan, nadir, üst seviye iblisler.
Charlie and I have partnered in several high-level endeavors.
Charlie ve ben yüksek düzeyde bazı iş yatırımında ortak olduk.
Maybe'cause I did it taking down a high-level Russian operative.
Yüksek seviyedeki bir Rus ajanını alt ederken kırdığımdandır belki.
He's a high-level target.
Yüksek seviyede hedef o.
That's high-level static discharge.
Yüksek düzeyde statik boşalım.
Certain high-level military leaders, They're also working with like your friend from Mexico.
Aynı zamanda, yüksek seviyedeki bazı askerî liderlerle çalışıyorlar… Meksikadaki arkadaşın gibi.
I have recruited a high-level Iranian asset.
Yüksek düzeyde İranlı bir muhbiri işe aldım.
Yeah. In Atom Blast, you encounter pretty high-level mutants early on.
Atom Blastta erkenden oldukça yüksek seviyedeki mutantlarla karşılaşıyorsunuz. Evet.
That's high-level static discharge. Whoa!
Dur! Yüksek düzeyde statik boşalım!
That's high-level static discharge. Whoa!
Yüksek düzeyde statik boşalım.- Dur!
logistics, high-level military access.
lojistik, yüksek düzeyde askerî erişim gerektirir.
The high-level players can do this.
Yüksek düzeydeki oyuncular bunu yapabilir.
Results: 377, Time: 0.0486

Top dictionary queries

English - Turkish