I ORGANIZED in Turkish translation

[ai 'ɔːgənaizd]
[ai 'ɔːgənaizd]
düzenledim
to arrange
to hold
to organize
to regulate
editing
organising
making
to throw
orchestrating
ayarladım
to arrange
to set up
to adjust
to schedule
to get
make
to recalibrate
tuning
fix
to organize
organize ettim
to organize
to organise
to orchestrate

Examples of using I organized in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But I organized this.
Ama bunu ben organize ettim.
I organized that party.
I organized today's event.
Bugünkü etkinliği ben düzenledim.
I organized everything myself.- Thank you.
An2} Her şeyi ben düzenledim. -Teşekkürler.
Thank you. I organized everything myself.
An2} Her şeyi ben düzenledim. -Teşekkürler.
I organized battles, invasions, entire wars.
Muharebeler, işgaller savaşlar organize ederdim.
I organized a hearing for you to explain that, and instead, you got Ju Seung-tae arrested.
Davranışınızı açıklamanız için bir duruşma ayarladım, onun yerine Joo Seung-taeyi tutuklattınız.
I asked around the office and everybody said you liked animals, so I organized a surprise cockfight.
Etrafı soruşturdum ve herkes senin hayvanları sevdiğini söyledi,… bu yüzden sürpriz bir horoz dövüşü ayarladım.
You can't dance with him at the prom I organized and expect me not to be hurt!
Benim düzenlediğim bir baloda onunla dans edip benim üzülmememi bekleyemezsin!
You know those phony fan clubs I organized eight weeks ago? You're kidding?
Şaka mı yapıyorsun? Sekiz hafta önce örgütlediğim düzmece hayran kulüplerini biliyor musun?
I organize when I'm nervous.
Gerildigimde sagi solu duzeltirim.
I organize the whole office, I do makeup on all her shoots.
Bütün ofisi düzenliyorum, çekimlerinde makyajı ben yapıyorum.
Which I organize into a pile or stack that I put into the freezer.
Ben de organize edip, yığın halinde buzdolabına koyuyorum.
I mean, I organize the sponsorship and Jonathan is always been the one in the public eye.
Ben sponsorlarla ilişkilrimizi organize ederim, Jonathan ise politik ünlümüz.
I organize these fundraisers for the local charities.
Bu faaliyetleri yerel hayır kurumları için organize ediyorum.
I organize fashion events.
Moda etkinlikleri düzenliyorum.
No, I organize people's closets.- Come on.
Hadi.- Hayır, insanların gardroplarını düzenliyorum.
No, I organize people's closets.- Come on.
Hayır, insanların gardroplarını düzenliyorum.- Hadi.
Come on.- No, I organize people's closets.
Hadi.- Hayır, insanların gardroplarını düzenliyorum.
Come on.- No, I organize people's closets.
Hayır, insanların gardroplarını düzenliyorum.- Hadi.
Results: 40, Time: 0.0511

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish