IMMORTALIZED in Turkish translation

[i'mɔːtəlaizd]
[i'mɔːtəlaizd]
ölümsüz
death
dying
mortality
ölümsüzleştirilen
death
dying
mortality
ölümsüzleştirildi
death
dying
mortality

Examples of using Immortalized in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Every moment was digitized, immortalized from every angle.
Her an, her açıdan dijital olarak ölümsüzleştirildi.
There is no prize I could give you that would compare to the satisfaction of having your name and photo immortalized on a Buy More plaque.
Bir Buy More plağında ölümsüz olmaktan daha tatmin edici bir ödül veremem sana.
The Cottage(F83) was a home that the De Groot family, immortalized in The Potato Eaters shared with another family.
Kulübe( F83), Patates Yiyenler eserinde ölümsüzleştirilen De Groot ailesinin başka bir aileyle paylaştığı bir kulübeydi.
An established or immortalized cell line has acquired the ability to proliferate indefinitely either through random mutation
Belirlenmiş ya da ölümsüzleştirilmiş bir hücre hattı, rastgele bir mutasyonla ya da telomeraz geninin yapay
Immortalized in one of these? singing Frere Jacques,
Ölümsüzleştirilmişken bulacağını tahmin eder miydin?
Modeled, of course, on the dance floor immortalized by a young, musky John Travolta at the height of his potency in the legendary dansical Saturday Night Fever.
Dans pistinin potansiyelinin zirvesinde ölümsüzleşmiş, genç, hoş kokulu John Travoltanın dillere destan'' dansikali'' Cumartesi Gecesi Ateşi pisti model olarak kullanılmıştır elbette ki.
Fortunately, in a few short hours, I will be immortalized in a much more dignified fashion.
Şükürler olsun ki birkaç saat içinde, çok daha onurlu bir şekilde ölümsüzleştirilmiş olacağım.
Immortalized as Elsinore in William Shakespeare's play Hamlet, Kronborg is one of the most important Renaissance
William Shakespearein Hamletinde Elsinore olarak ölümsüzleştirilen Kronborg, Kuzey Avrupanın en önemli Rönesans kalelerinden biridir
when we are dead and immortalized for all eternity, the world will look to you and know the woman
öldüğümüzde ve sonsuza kadar ölümsüz olduğumuzda dünya sana bakacak ve erkeğin arkasındaki adamın sen olduğunu
By telling stories about his past, Wyatt Earp immortalizes the Old West in film.
Geçmişinden hikayeler anlatarak… Wyatt Earp eski batıyı filmlerle ölümsüzleştirdi.
Wyatt Earp immortalizes the Old West in film. By telling stories about his past.
Geçmişinden hikayeler anlatarak… Wyatt Earp eski batıyı filmlerle ölümsüzleştirdi.
Hence, the statue immortalizing him… grappling with his most accursed nemesis.
Bu yüzden, bu heykel onu ölümsüzleştiriyor. Onun en büyük düşmanıyla boğuşurken.
Wow!- Let's immortalize it!
Haydi bunu ölümsüzleştirelim. -Vay!
Let's immortalize it.- Wow!
Haydi bunu ölümsüzleştirelim. -Vay!
Only about immortalizing your own.
Sen sadece kendi hayatını ölümsüzleştirmekle ilgileniyorsun.
Your hatred only immortalizes my love, Nana.
Nefretinle bizim aşkımızı ölümsüzleştiriyorsun, Nana.
Your hatred only immortalizes my love, Nana.
Senin nefretin, sadece aşkımı ölümsüzleştirir Nana.
I immortalize him.
Onu ölümsüzleştirirken.
I immortalize him.
Onu ölümsüzleştiriyorum.
likewise immortalizing the two leading ladies.
başroldeki iki kadını ölümsüzleştirdi.
Results: 40, Time: 0.0625

Top dictionary queries

English - Turkish