INDIAN in Turkish translation

['indiən]
['indiən]
hint
indian
hindu
hindi
castor
guinea
curry
kızılderili
indian
injun
native american
redskin
lndian
squaw
cherokee
yerli
native
local
domestic
indian
indigenous
aboriginal
resident
kızıldereli
hintli
indian
hindu
hindi
castor
guinea
curry
kızılderiliyi
indian
injun
native american
redskin
lndian
squaw
cherokee
kızılderililer
indian
injun
native american
redskin
lndian
squaw
cherokee
kızılderililerin
indian
injun
native american
redskin
lndian
squaw
cherokee
hintliler
indian
hindu
hindi
castor
guinea
curry
yerliyi
native
local
domestic
indian
indigenous
aboriginal
resident
yerlilerin
native
local
domestic
indian
indigenous
aboriginal
resident
yerlileri
native
local
domestic
indian
indigenous
aboriginal
resident
hintlinin
indian
hindu
hindi
castor
guinea
curry

Examples of using Indian in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I got it! I know who took the last Indian.
Sonuncu kızılderiliyi kim öldürdü, biliyorum. Buldum!
And I need somebody to go after him. They say he's over in Indian Territory.
Kızılderililerin bölgesinde olduğunu söylüyorlar, Onun izini sürecek biri lazım bana.
You must be the first Indian to have earned.
ünlü ilk Hindistanlı olmalısın.
The Oklahoma and Indian Territory, year of our Lord, 1 889.
Oklahoma ve Kızıldereli Toprakları… 1889 yılında.
Those men might have killed that Indian.
Yerlileri bu adamlar öldürmüş olabilir.
This is Indian territory.
Burası Yerlilerin bölgesi.
We all hanged that Indian!
O yerliyi hepimiz birden astık!
I didn't sign up to have some Indian guy call me?
Hintliler arasın diye mi veriyorum o parayı?
Indian can't take his liquor, that's the truth.
Kızılderililer onun liköründen içemez, gerçek bu.
I got it! I know who took the last Indian.
Buldum! Son Kızılderiliyi kimin aldığını biliyorum.
We have been bringing you Indian scalps for years.
Sana yıllarca Kızılderililerin kafa derilerini getirdim.
I mean, not even Pinter's parents and they're Indian.
Demek istediğim, Pinterın ebeveynleri Hindistanlı olmasa rağmen gelmedi.
That smoking-hot Indian lady on the butter package.
Tereyağı paketindeki şu ateşli Kızıldereli kadın.
Not one of us is untouched by Indian sweat, least of all His Majesty and his bishops!
Hepimize yerlilerin teri değmiştir ama Majesteleri ve Piskopos hariçtir!
And you will have a grand Indian wedding.
Hindistandaki en güzel düğün olacak.
American Indian Movement.
Amerikan Yerlileri Hareketi.
Go get that drunk Indian outta there.
Şu sarhoş yerliyi oradan çıkarsana.
I got it! I know who took the last Indian.
Buldum! Sonuncu kızılderiliyi kim öldürdü, biliyorum.
The Indian saying goes, Pain is merely an opinion. Feelin' no pain.
Kızılderililer,'' Acı sadece bir düşüncedir,'' der. Acı yok.
Used to cut off Indian ears and pickle them in whiskey for souvenirs.
Kızılderililerin kulağını kesip hatıra olarak viskinin içinde saklarmış.
Results: 6920, Time: 0.064

Top dictionary queries

English - Turkish