YERLI in English translation

native
yerli
yerel
ana
doğal
özgü
kızılderili
anavatanı
anadili
ana dilini
local
yerel
yerli
bölge
lokal
bölgesel
yöre
buralı
mahalli
domestic
yerli
yerel
evcil
yurtiçi
ev
ailevi
aile
aile içi şiddet
domestik
indian
hint
kızılderili
hindistan
yerli
kızıldereli
indigenous
yerli
yerel
özgü
halkım
kızılderili
aboriginal
aborjin
aborijin
yerli
resident
asistan
yerleşik
doktor
ikamet
stajyer
yerli
stajyer doktor
sakini
sakinlerinden
daimi
natives
yerli
yerel
ana
doğal
özgü
kızılderili
anavatanı
anadili
ana dilini
locals
yerel
yerli
bölge
lokal
bölgesel
yöre
buralı
mahalli
residents
asistan
yerleşik
doktor
ikamet
stajyer
yerli
stajyer doktor
sakini
sakinlerinden
daimi

Examples of using Yerli in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Çöp dükkânı yani. Ben Jan, yerli kuaför, antika satıcısı.
I'm Jan, resident hairstylist, antiques dealer… Junk shop.
İngiliz yönetimine karşı yerli Avustralyalı direnç.
Aboriginal Australian resistance against British rule.
Ne topluluğu?- Yerli olan.
What community? the aboriginal one.
Organizatörler bir dizi yerli ve yabancı katılımcıyı çekmeyi umut ediyorlar.
Organisers hope to attract a range of local and foreign exhibitors.
Yerli Kızılderili boylarından biriydiler.
They're one of the local Indian tribes.
Neden yerli gibi giyindin?
Why are you dressed as an Indian,?
Yerli dediğin kim?
Who's a native?
Bu bir yerli Amerikan rüya tutucusu.
It's a native American dream catcher.
Onun büyükbabası yerli bir Liechtensteinlıdır.
His grandfather is a native Liechtensteiner.
Önceden her şey yerli yerindeydi ama şimdi, kaos başladı.
Everything used to have its place, but now… chaos.
Sergi için gerekli kaynak yerli ve uluslararası bağış kuruluşları tarafından karşılandı.
Funding for the exhibition was provided by local and international donors.
Yerli olmadığım için beni sevmezdi. Demek istediğim, başka kimle konuşacaktı ki?
He didn't like that I wasn't an Indian.
Onlar yerli, sınır devriyesi değil.
They're locals, not border patrol.
Yerli öndeydi.
The injun out front.
Bu yerli Amerikan geleneğidir.
It's a Native American tradition.
Yerli işaret diliyle anlatmış,'' Yerden topladım.
The native demonstrates in sign language,"I picked it off the ground.
Evrakları yerli yerindeydi.
The owner's paperwork was in order.
Herşey yerli yerinde, değil mi Max?
Everything on its proper shelf, eh, Max?
Ben yerli Fransızca konuşmacıyım.
I'm a native French speaker.
Yerli ve yumuşak çocuk nerede?
Where are the Indian and the Leather Boy?
Results: 2782, Time: 0.0456

Top dictionary queries

Turkish - English