ABORIGINAL in Turkish translation

[ˌæbə'ridʒənl]
[ˌæbə'ridʒənl]
aborjin
aboriginal
aborigine
aborijin
aboriginal
of the aborigines
yerli
native
local
domestic
indian
indigenous
aboriginal
resident
aborjinlerin
aboriginal
aborigine

Examples of using Aboriginal in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The area also features in Aboriginal mythology.
Aynı zamanda Avustralya Aborijin mitolojisinde göze çarpan özelliklere sahiptir.
So one Aboriginal man decided to do something about it.
Bu nedenle bir Aborijin adamı bu konuyla ilgili birşeyler yapmaya karar verdi.
Your cousin Aboriginal?
Kuzenin aborjin mi?
There is a display of aboriginal weapons from our wars of imperial conquest.
Savaşlarımızdan kalma silahların sunulduğu bir sergi olacak.
Her Aboriginal name was Mumaring.
Eski adı Körmustolardır.
The Aboriginal name for Arapiles is Djurite.
bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir.
He's an Aboriginal child! He's gone walkabout!
O bir aborijin çocuk ve yabana çıktı!
Bred out. The aboriginal has simply been.
Abprjinlerin basitçe… soyu tükeniyor.
The Aboriginal has simply been… bred out.
Abprjinlerin basitçe… soyu tükeniyor.
Unified Canadian Aboriginal Syllabics.
Kanada Yerli Dili Birleşik Heceleri.
Canadian Aboriginal.
Kanada Yerli Dili.
I have never met an Aboriginal before.
Şimdiye dek hiç bir Aborijinle tanışmadım.
If he could only discover the inspiration behind 20th-century Aboriginal art he could then unlock the secrets of the ancient painting in the caves and the rock shelters.
Yüzyıl Aborjin sanatının ilham kaynağını bulabilirse mağaralardaki antik atalarının bu resimleri yapış hikayelerini de çözebiliridi.
Australian Aboriginal astronomy also describes dark cloud constellations, the most famous being the"emu in the sky" whose head is formed by the Coalsack, a dark nebula.
Avustralya Aborijin astronomide Kömür Çuvalı Bulutsusu tarafından oluşan'' gökyüzünde Emu kuşu'' en ünlü karanlık bulut grubu anlatılmaktadır.
As one of the most prominent Aboriginal artist of the time,
Dönemin en önemli Aborjin sanatçılarından biri olan Namatjira,
bilingual Aboriginal people will often use the word"didgeridoo" interchangeably with the instrument's name in their own language.
iki dilli Aborijin halkı, çoğunlukla, kendi dilinde aletin ismiyle değiştirilebilen'' didgeridoo'' kelimesini kullanacaktır.
Nowadays they're trapped accidentally in fishing nets and shark protection barriers and traditionally aboriginal hunters targeted them because they taste good,
Günümüzdeyse, kazara balık ağlarına köpek balığı koruma setlerine takılıyorlar Ve geleneksel yerli avcıların hedefi halindeler
Where else but from Nantucket did those aboriginal whalemen, the Red-Men,
Ama başka nerede bu aborjin whalemen, Kırmızı-Men,
Prior to the arrival of Europeans, Australian Aboriginal languages had been purely spoken languages, and had no writing system.
Avrupalıların gelişinden önce, Avustralya Aborijin dilleri yalnızca konuşma dilleriydi ve yazma sistemleri yoktu.
In 1802, French-born explorer Francis Louis Barrallier encountered the animal when his two Aboriginal guides, returning from a hunt, brought back two koala feet they were intending to eat.
Yılında Fransa doğumlu kâşif Francis Louis Barrallier iki Aborjin rehberin av dönüşü yemek amacıyla getirdikleri iki koala ayağını görmesiyle ilk olarak bu hayvanla karşılaşmıştır.
Results: 142, Time: 0.0414

Top dictionary queries

English - Turkish