INSTINCTIVELY in Turkish translation

[in'stiŋktivli]
[in'stiŋktivli]
i̇çten içe
iç güdüsel olarak
i̇çgüdüsel olarak
refleks olarak
as a reflex
reflexively
instinctively
sezgisel olarak
doğal olarak
naturally
inherently
natively
naturellement
intrinsically
understandably
as natural
innately
as usual

Examples of using Instinctively in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I did this instinctively.
Bunu içgüdüsel yaptım.
When I heard it, I just reacted instinctively.
Duyduğum zaman içgüdüsel bir tepki verdim.
She must protect rayna, which she will do instinctively and unconsciously at all times.
Raynayı korumalı ki bunu, içgüdüsel ve farkında olmadan hep yapıyor.
Forcing a creature to do something that… doesn't come instinctively.
Bir hayvanı içinden gelmeyen bir şeyi yapmaya zorlamak.
I acted instinctively.
İçgüdüsel hareket ettim.
Use the position… instinctively.
İçgüdüsel pozisyonu kullanın.
Use the position… instinctively. Chair.
İçgüdüsel pozisyonu kullanın. Sandalye.
At Arpège, we work instinctively.
Arpègede içgüdülerimizle çalışırız.
Yes, his nervous system is reacting instinctively because we keep telling him that.
Sinir sistemi içgüdüsel tepki veriyor. Evet, ona sürekli bunu söylediğimiz için.
Men in the entertainment industry are instinctively douche bags.
Eğlence sektöründeki erkekler içgüdüsel dallamalardır.
Women instinctively know that.
Kadınlar bunu içgüdüsel bilirler.
Entwined with a gentleman and instinctively navigating his way aboard as if returning home.
Eve dönüş. Bir beyefendi ile dolanmış ve sanki gemiye içgüdüsel olarak gezinme.
I kept quiet as I had no evidence, but I could tell instinctively.
Delilim olmadığı için sessiz kaldım ama içgüdülerimle anlayabiliyordum.
Nature just knows instinctively how to stay in harmony.
Doğa uyum içinde kalmayı içgüdüsel bir şekilde biliyor.
We fly instinctively When the summer's over.
Yaz bittiği zaman Uçuyoruz içgüdüsel.
You instinctively know it's not a good deal, don't you?
An8} İyi bir anlaşma olmadığını içgüdülerinizle anlıyorsunuz, değil mi?
If someone truly loves them, or not. Children instinctively know.
Çocuklar kendilerinin gerçekten sevilip… sevilmediklerini iç güdüsel olarak anlarlar.
Children instinctively know if someone truly loves them.
Çocuklar kendilerinin gerçekten sevilip… sevilmediklerini iç güdüsel olarak anlarlar.
Instinctively, this tiny living particle climbs upwards,
Bu minik canlı, içgüdüsel olarak yerçekimine rağmen tırmanıyor
They will react instinctively to the right provocation,
Doğru kışkırtmayla birlikte içgüdüsel olarak tepki verirler.
Results: 164, Time: 0.0478

Top dictionary queries

English - Turkish