INTIMIDATE in Turkish translation

[in'timideit]
[in'timideit]
korkutmak
to scare
to frighten
to startle
to spook
intimidate
to terrify
to freak
intimidation
already-freaked-out
to terrorize
sindirmek
digesting
intimidate
take
to absorb
to process
gözdağı
intimidation
intimidated
threats
tehdit
threaten
menace
intimidation
korkutmasına
to scare
to frighten
to startle
to spook
intimidate
to terrify
to freak
intimidation
already-freaked-out
to terrorize
korkut
to scare
to frighten
to startle
to spook
intimidate
to terrify
to freak
intimidation
already-freaked-out
to terrorize
korkutmalarına
to scare
to frighten
to startle
to spook
intimidate
to terrify
to freak
intimidation
already-freaked-out
to terrorize
sindirmesine
digesting
intimidate
take
to absorb
to process
vintimille

Examples of using Intimidate in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Does that intimidate you?
Bu seni rahatsız eder mi?
But don't you let her intimidate you.
Seni yıldırmasına izin verme.- Vermem.
Intimidate doctors out of helping people die.
Sindirilen doktorlar ölen insanlara yardımdan çok uzaklar.
A woman hasn't been born yet who can intimidate Anthony DiNozzo.
Anthony DiNozzonun gözünü korkutacak kadın daha anasından doğmadı.
I have to intimidate two guys.
İki elemanı tehdit etmem gerekiyor.
Intimidate me and pin murders on me.
Gözümü korkutup cinayetleri üstüme atacaksınız.
Intimidate the witnesses.
Şahitlerin gözünü korkuttu.
You seriously think you can intimidate people into being loyal to you?
Sahiden de insanların gözünü korkutarak sana sadık olmalarını sağlayabileceğini mi sanıyorsun?
Does that intimidate you?
Bu seni korkutuyor mu?
A monarch who can intimidate the high lords and inspire the people.
Yüksek lordları sindirirken halka güç verebilecek bir hükümdara.
I just really like him. And you intimidate me.
Sadece ondan gerçekten hoşlanıyorum ve sen beni korkutuyorsun.
The insurance company officially denies hiring anyone to harass or intimidate Chris.
Sigorta şirketi Chrisi taciz etmek veya yıldırmak üzere birini tuttuğunu resmen reddediyor.
Stronger personalities intimidate you!
Güçlü kişilikler seni korkutuyor!
Don't come here and intimidate me!
Buraya gelip, beni tehdit etme!
But what I want is an eight or a nine, you know. Tens totally intimidate me.
Ama 8 yada 9 istiyorum biliyorsun 10lar beni tamamen korkutuyor.
You intimidate them.
Sen onların gözünü korkutuyorsun.
You intimidate her.
Sen onu korkutuyorsun.
You're here to… harass and intimidate desperate women who come here for help!
Yardım almak için gelen çaresiz kadınları bezdirmek ve yıldırmak için buradasınız!
Hey, I intimidate people!
Hey, ben insanların gözünü korkuturum!
Intimidate the bear?
Ayıyı mı korkutacaksın?
Results: 94, Time: 0.1329

Top dictionary queries

English - Turkish