INVIGORATING in Turkish translation

[in'vigəreitiŋ]
[in'vigəreitiŋ]
dinçleştirici
fresh
alive
spry
vigorous
fit
vigor
lusty
canlı
alive
live
vivid
lively
creature
vibrant
life
a living
viable

Examples of using Invigorating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
How about we go for one of those invigorating walks we take whenever your leg blood isn't moving?
Bacağına kan gitmediği zaman çıktığımız canlandırıcı… yürüyüşlerden birine çıkmaya ne dersin?
Private balconies, invigorating pool and Jacuzzis, gourmet cuisine,
Özel Sezonlar, canlandırıcı havuzlar ve jakuzi;… lezzetli yemekler
cannot say in words, that is, how healthy and invigorating I find the countryside.
yani kırları ne kadar sağlıklı ve canlandırıcı bulduğumu.
You will enjoy a weekend of sumptuous mineral baths specially prepared meals and invigorating nature hikes.
Haftasonu boyunca ihtişamlı mineral banyolarının özel hazırlanmış yemeklerin ve canlandırıcı doğa yürüyüşlerinin keyfini çıkaraksınız.
Specially prepared meals, and invigorating nature hikes. You will enjoy a weekend of sumptuous mineral baths.
Haftasonu boyunca ihtişamlı mineral banyolarının… özel hazırlanmış yemeklerin… ve canlandırıcı doğa yürüyüşlerinin keyfini çıkaraksınız.
And invigorating nature hikes. You will enjoy a weekend of sumptuous mineral baths, specially prepared meals.
Haftasonu boyunca ihtişamlı mineral banyolarının… özel hazırlanmış yemeklerin… ve canlandırıcı doğa yürüyüşlerinin keyfini çıkaraksınız.
It's a beautiful day in the 49th state- crisp and clear, invigorating.
Arrowhead kasabasının kalbinden K-Bearda karşınızdayım 49uncu eyalette temiz, keskin… insanı etkileyen ve dinçleştiren güzel bir gün.
Do you know how invigorating it is to go in
Bunu umursamamak insana nasıl şevk verir biliyor musun?
cannot say in words, that is, how healthy and invigorating I find the countryside.
yani kırsalı ne kadar sağlıklı ve canlandırıcı bulduğumu'' diye yazmıştır.
style, and attitude- that make the Sticky& Sweet Tour an invigorating and highly memorable happening.
yaklaşımın tamamı- Sticky& Sweet Touru canlandırıcı ve son derece akılda kalıcı yapan şeyler.
I felt invigorated.
Kendimi canlı hissettim.
Do you feel invigorated?
Sen canlı hissediyor musun?
Your visit invigorated my life.
Ziyaretin hayatımı canlandırdı.
I feel invigorated.
Sen canlı hissediyor musun?
After that, you can invigorate all you want.
Ondan sonra istediğin kadar canlı olabilirsin.
I feel invigorated.
Ben canlı hissediyorum.
I feel invigorated.
Canlanmış hissediyorum.
He felt invigorated and rejuvenated.
Kendisini canlanmış ve gençleşmiş hissetti.
I will see to the horses. I feel invigorated.
Bugün kendimi zinde hissediyorum. Atları hazırlayayım.
I feel invigorated. I will see to the horses.
Bugün kendimi zinde hissediyorum. Atları hazırlayayım.
Results: 65, Time: 0.0667

Top dictionary queries

English - Turkish