JEALOUS in Turkish translation

['dʒeləs]
['dʒeləs]
kıskanç
jealous
envious
envy
possessive
kıskandım
jealous
envy
kıskançlık
jealous
envious
envy
possessive
kıskandın
jealous
envy
kıskandı
jealous
envy
kıskanmış
jealous
envy
kıskançtır
jealous
envious
envy
possessive
kıskançsın
jealous
envious
envy
possessive

Examples of using Jealous in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It just seems like you were really jealous of her and Danny at dinner.
Sanki yemekte onu ve Dannyyi çok kıskandın gibi geldi.
My sisters were so fricking jealous they were, like, crying.
Kız kardeşlerim o kadar kıskandı ki sanki ağlıyorlardı.
Having a jealous husband is enough. Certainly not.
Kocam kıskançtır. Kesinlikle değilim.
You're jealous, right?
Sen… kıskançsın, değil mi?
Because you got jealous that I received the jewel mike, right?
Çünkü kıymetli mikrofunu aldğım için kıskandın, değil mi?
And got jealous. One of them found out that he was not the only one.
Bir tanesi, tek ilgilenenin kendi olmadığını öğrendi… ve kıskandı.
She was so jealous, she made me promise she could come with us.
Çok kıskançtır. Bizimle gelmek için bana söz verdirtti.
Well, you're the number one jealous weight for the jealous.
Sen de bir numaralı kıskançsın kıskanç sıklet.
Jealous much? Soon you will be back where you started?
Yakında başladığınız yere dönmüş olacaksınız.- Çok mu kıskandın?
Ladybug's jealous because she's not as powerful as me.
Uğur Böceği ondan güçlüyüm diye kıskandı.
I don't recommend it because my wife is very jealous.
Bunu önermem çünkü eşim çok kıskançtır.
No, you won't, cos you're really possessive and jealous.
Hayır bırakmayacaksın, çünkü çok kısıtlayıcı ve kıskançsın.
Soon you will be back where you started, Jealous much?
Başladığınız yere döneceksiniz, O kadar çok mu kıskandın?
Aw' she's jealous. Charlie Luciano's fuckin' jealous.
Charlie Luciano kıskanmış. Kıskandı.
The Emperor is extremely jealous of his spice profits, Milord.
İmparator bahar gelirleri konusunda çok kıskançtır efendim.
No, I ain't jealous.
Hayır, değil.- Kıskançsın.
Jealous much? Soon you will be back where you started?
Başladığınız yere döneceksiniz, O kadar çok mu kıskandın?
After everything I said about not caring any more, my husband is actually jealous.
Artık hiç bir şeyin umurumda olmadığını söyledikten sonra… kocam aslında çok kıskançtır.
Oh my god, you're so jealous.
Aman tanrım, çok kıskançsın.
Soon you will be back where you started, Jealous much?
Yakında başladığınız yere dönmüş olacaksınız.- Çok mu kıskandın?
Results: 2795, Time: 0.0402

Top dictionary queries

English - Turkish