JUGGLE in Turkish translation

['dʒʌgl]
['dʒʌgl]
hokkabazlık
juggler
conjure
of the conjurer's
magician
trickler
conjurors
glers
jonglörlük
juggling
idare
handle
manage
run
do
cover
administration
management
get
administrative
fine

Examples of using Juggle in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Who wants to see Uncle Jack juggle?
Kim Jack Amcanın numaralarını görmek ister?
Like, juggle the pizza.
Sanki pizzayla hokkabazlık yapıyor gibiydi.
Can you juggle the apples while you do that too?
O elmalarla akrobasi de yapabiliyor musun?
But he has to juggle everything to achieve what he came for.
Fakat başarmak için geldiği şeyi yapmak için herşeyi dengelemek zorunda.
Daniel has to juggle sea cucumbers.
Daniel deniz hıyarlarıyla hokkabazlık yapmak zorunda.
Go juggle some balls.
Git biraz hokkabazlık yap.
I can juggle. Them rocks.
O taşlarla hileler yapabilirim.
Sometimes you suddenly have to juggle a lot of things.
Hayatta bazen pek çok şeyle aynı anda ilgilenmen gerekebilir.
You had to juggle raising a child and your career all this time.
Bunca zamandır çocuk yetiştirmekle kariyerinizi dengelemek zorundaydınız.
Juggling? We could juggle and juggle our cares away?
Böylece kaygılarımızdan da kurtuluruz. Jonglörlük mü?
Juggle? Do you want me to dance?
Dans mı? Hokkabazlık mı?
Do you want me to dance? Juggle?
Dans mı? Hokkabazlık mı?
You can't juggle with one ball. You understand what I'm saying?
Neymiş o? Tek topla cambazlık yapılmaz?
What are you gonna do now, juggle some sweaters?
Şimdi ne yapacaksın, kazak mı sektireceksin?
I can do an English accent, and I can do a Southern dialect, and… and, um, I can juggle.
İngiliz aksanı yapabilirim güneyli şivesi de yapabilirim ve jonglörlük de yapabiliyorum.
Helena, juggle, Helena, sell the popcorn,
Helena, hokkabazlık yap. Helena,
it's a nice day.- Juggle!
güzel bir gün! -Hokkabazlık!
Uh, you do know how juggling works, right?
Uh, hokkabazlık nasıl yapılır biliyorsun, değil mi?
He's trying to break the juggling record.
Jonglörlük rekorunu kırmaya çalışıyor.
I was just juggling and I happened to catch one in my mouth.
Hokkabazlık yapıyordum ve bir tanesini ağzımla yakaladım.
Results: 53, Time: 0.0455

Top dictionary queries

English - Turkish