KIDNAPPER in Turkish translation

['kidnæpər]
['kidnæpər]
kaçıran kişi
kidnapper
abductor
whoever took
the one who kidnapped
man who kidnapped
the guy who kidnapped
kaçıran
took
kidnapped
abducted
missed
captor
çocuk kaçıran
kidnapper
kidnap a child
fidyeci
ransom
çocuk hırsızı
kaçırma
to miss
kidnapping
to kidnap
to abduct
to lose
miss.
taking
smuggling
hijacking
to elope
kaçıran kişinin
kidnapper
abductor
whoever took
the one who kidnapped
man who kidnapped
the guy who kidnapped
kaçıran kişiyi
kidnapper
abductor
whoever took
the one who kidnapped
man who kidnapped
the guy who kidnapped
çocuğu kaçıran
kidnapper
kidnap a child
kaçıran kişiden
kidnapper
abductor
whoever took
the one who kidnapped
man who kidnapped
the guy who kidnapped
kaçıran adamla
fidyecinin
ransom
fidyeciyi
ransom

Examples of using Kidnapper in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
To be her kidnapper. right next to the man who some believe.
Bazılarının kızı kaçıran adam olduğuna inandığı adam da tam yanındaydı.
Why not? the kidnapper wouldn't have returned him if he could?
Öyle olsa kaçıran kişi onu geri bırakmazdı. Neden?
A child kidnapper and rape killer.
Çocuk kaçırma ve… tecavüz.
The kidnapper will tell you to deliver the money alone. Ok.
Kaçıran, -Tamam -Size parayı yanınızda getirmenizi söyleyecek.
Because the police think you are the kidnapper.
Çünkü polis kaçıran kişinin sen olduğunu düşünüyor.
When we gonna eat? Mr. Kidnapper?
Bay Çocuk Kaçıran? Ne zaman yemek yiyeceğiz?
Who did? The kidnapper, with the child in his arms.
Kim?- Fidyeci, çocuk ta kollarındaymış.
The kidnapper wouldn't have returned him if he could. why not?
Öyle olsa kaçıran kişi onu geri bırakmazdı. Neden?
The kidnapper is the devil himself.
Kaçıran adam şeytanın ta kendisi.
From his kidnapper John Byrne. William Clayton was safely recovered What?
William Clayton, kendisini kaçıran John Brynedan sağ salim kurtarıldı.- Ne?
Come back here, you… kidnapper!
Geri dön, seni… çocuk hırsızı!
A child kidnapper and rape killer.
Tecavüz. Çocuk kaçırma ve.
Bjørn knows his kidnapper.
Bjørn kendisini kaçıran kişiyi tanıyor.
Why is it so important the kidnapper took a ring box?
Kaçıran kişinin bir yüzük kutusunu alması neden önemli?
Mr. Kidnapper? When we gonna eat?
Bay Çocuk Kaçıran? Ne zaman yemek yiyeceğiz?
I thought you were a kidnapper.
Fidyeci olduğunu düşünmüştüm.
We're pretty sure Lily's kidnapper killed his accomplice sometime early yesterday afternoon.
Lilyyi kaçıran kişi dün öğle saatlerinde suç ortağını öldürdü.
Hello? Kidnapper?
Kaçıran adam! Alo!
What? William Clayton was safely recovered from his kidnapper John Byrne?
William Clayton, kendisini kaçıran John Brynedan sağ salim kurtarıldı.- Ne?
We can find the kidnapper.
Kaçıran kişiyi bulabiliriz.
Results: 380, Time: 0.0649

Top dictionary queries

English - Turkish