KLARA in Turkish translation

klaraya
klara
klara
K.
4K
10K
TD
klarayı
klara

Examples of using Klara in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Klara? Come here.
Yanıma gelsene.
Lucas accompanied by Klara.
Lucas okula Klara ile birlikte gelip gidiyordu.
You must go to Miss Klara.
Bayan Klaranın yanına gitmelisiniz.
Klara, that Nordic witch from Hästens,
Hästensın İskandinav cadısı Klara aradı,
And she wants to stage the bed there. Klara, that Nordic witch from Hästens, called.
Hästensın İskandinav cadısı Klara aradı, yatağı oraya yerleştirmek istiyormuş.
But Klara and I have plans.
Ama Klara olması gerekiyor.
Klara? Please open the door.
Klara? Klara. Lütfen kapıyı aç.
You are Miss Klara?
Siz, Bayan Klara mısınız?
Shots were heard at the Kiri River at 5 o'clock in the morning, the communists were executing people," remembers Klara Luli Shiroka. Ana Pekmezi/SETimes.
Klara Luli Shiroka,''… sabahın 5inde Kiri Nehrinden silah sesleri duyulurdu, komünistler insanları infaz ederlerdi.'' şeklinde hatırlıyor. Ana Pekmezi/SETimes.
The ribbon was meant to help Klara avoid sin,
O bandın, Klaraya günahlardan uzak durmasında bencillikten kıskançlıktan ahlaksızlık,
But Klara is waiting for him,
Ya Klara… o da bekliyor…
Selfishness, envy, The ribbon was meant to help Klara to avoid sin,
Klaraya günahlardan uzak durmasında… bencillikten… kıskançlıktan… ahlaksızlık,
Indecency, lies and sloth. selfishness, envy, The ribbon was meant to help Klara to avoid sin.
Klaraya günahlardan uzak durmasında… bencillikten… kıskançlıktan… ahlaksızlık, yalan ve tembellikten kurtulmasında yardım etmesi gerekiyordu.
Hitler's father, Alois, unsuccessfully tried to establish a farm, and his wife, Klara, was a housewife.
Hitlerin babası Alois başarısız bir şekilde bir çiftlik kurmaya çalıştı ve karısı Klara, bir ev hanımıydı.
Klara from Hästens wants to do your outdoor bed idea, and now she expects their bed to be in Ie Louvre.
Ve yatağın le Louvreda olmasını istiyor. Hästenstan Klara dış mekân yatak fikrini beğenmiş.
That's great, you just a, Elov and Klara will die, no problem. you pump the gas in, and then, ah.
Bu harika. Sen gazı içeri pompala sonra… Elov ve Klara ölsün, sorun yok.
Anna Strong. Maarten Dejong's wife, Klara.
geriye tek kalan Maarten Dejongun karısı, Klara.
You don't want Klara to get well… not yet… not until you have made him think… his little darling can't live without you.
Klaranın iyileşmesini istemiyorsun. Henüz değil. Ona, küçük kızının sensiz yaşayamayacağını düşündürtünceye kadar.
If I remember correctly, it seemed odd to me that the kids around Klara, instead of scattering after school to their homes, headed together to the exit of the village.
Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa… Klaranın etrafındaki çocukların okul sonrası evlerine dağılmak yerine hep birlikte köyün çıkışına doğru gitmeleri bana hep garip geliyordu.
Klara, honey.
Klara, tatlım.
Results: 458, Time: 0.0431

Top dictionary queries

English - Turkish