LEGS in Turkish translation

[legz]
[legz]
bacakları
leg
thigh
shins
limb
ayakları
foot
leg
shoe
boot
toes
ankles
footsteps
footprints
legwork
tread
bacaklarını
leg
thigh
shins
limb
bacaklar
leg
thigh
shins
limb
bacak
leg
thigh
shins
limb
ayaklarını
foot
leg
shoe
boot
toes
ankles
footsteps
footprints
legwork
tread
ayaklı
foot
leg
shoe
boot
toes
ankles
footsteps
footprints
legwork
tread
ayak
foot
leg
shoe
boot
toes
ankles
footsteps
footprints
legwork
tread

Examples of using Legs in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
precariously balanced on two legs.
Kılsız, iki ayak üstünde.
When it comes to short-term rentals, think of it like three legs on a stool.
Kısa dönem kiralık daireleri üç ayaklı bir tabure gibi düşün.
I will give you all the supplies you need-- legs, eyes, stumps.
İhtiyaç duyacağın tüm malzemeleri sana veririm… ayaklar, gözler, değnekler.
Two legs bad. Four legs good.
Dört ayak iyi, iki ayak kötü.
Fanny told me they once found a dead squirrel with five legs there.
Bir keresinde Fanny, orada beş ayaklı bir sincap ölüsü bulmuş.
Danish'60s teak, D-shaped legs, well proportioned.
Lar Danimarka yapımı, tik ağacı, D şekilli ayaklar, orantılı.
Four legs.
Dört ayak.
It's like when you look at tourists, all you see are wallets with legs.
Turistlere baktığında… tek gördüğün ayaklı cüzdanlar.
Come on, Scully, get those little legs moving'. Come on.
Hadi Scully, şu küçük ayaklar biraz hareket etsin.
That man is a chimney with legs. Yeah, right.
Evet, doğru. Bu adam ayaklı bır baca.
Eight legs! Four legs.
Dört ayak. Sekiz ayak.
Its cheeks!-Its front legs.
Şimdi pikaladım. Ön ayaklar, yanaklar.
Yeah, right. That man is a chimney with legs.
Evet, doğru. Bu adam ayaklı bır baca.
Hacked away. heads, legs, Arms.
Kollar, başlar, ayaklar… koparıldı.
No, you're not. You're a marshmallow with legs.
Hayır, değilsin. Ayaklı lokumsun sen.
You're a marshmallow with legs. No, you're not.
Hayır, değilsin. Ayaklı lokumsun sen.
They pulse through my organs and legs and burn up my ears.
Benim organlarımın ve bacaklarımın içinde titreşiyorlar, ve kulaklarımı kızartıyorlar.
I see a lot of superficial cuts on their faces, arms, legs.
Kurbanların yüzlerinde, kollarında ve bacaklarında pek çok üstünkörü kesikler gördüm.
Is he saying I have short legs or hairy feet?
Bacaklarımın kısa olduğunu mu yoksa ayaklarımın kıllı olduğunu mu söylüyor?
Our legs are strong enough.
Bacaklarımız yeterince güçlü.
Results: 7546, Time: 0.0513

Top dictionary queries

English - Turkish