LIGHTING in Turkish translation

['laitiŋ]
['laitiŋ]
ışık
light
yakmak
burn
light
cremation
fire
to cremate
to hurt
burning down
a bonfire
aydınlatma
to light
to enlighten
illuminate
to brighten
to clear up
clarification
işık
light
aydınlatması
to light
to enlighten
illuminate
to brighten
to clear up
clarification
aydınlatmak
to light
to enlighten
illuminate
to brighten
to clear up
clarification
ışıklandırması
aydınlatmalı
to light
to enlighten
illuminate
to brighten
to clear up
clarification
yakmayı
burn
light
cremation
fire
to cremate
to hurt
burning down
a bonfire
ışıklandırmalar
yakma
burn
light
cremation
fire
to cremate
to hurt
burning down
a bonfire

Examples of using Lighting in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They wired them for lighting. So your-- your appliances would plug in.
Işıklandırma için hat çekilmişti. O yüzden ev aletleriniz ampulun duyuna bağlanırdı.
The lighting thing, whatever you call that and then the microphone thing.
Işık aleti, adı her ne ise artık ve mikrofon aletini.
Curtains, music, lighting.
Perdeler, müzik, aydınlatma.
Lighting a cigarette.
Bir sigara yakmak.
Don't move. The lighting is really cool right now.
Kıpırdama, ışık çok güzel şu an.
There is no more beautiful lighting than the sunset itself.
Gün ışığından daha güzel bir ışık yoktur.
I'm trying to get the lighting right.
Doğru ışığı bulmaya çalışıyordum.
Lighting, blocking.
Işıklandırma, blokaj.
No, it's thanks to the lighting, the sound, the cameraman.
Hayır. Işık, ses, kameraman sayesinde.
Done… catering and lighting mine.
Anlaştık… yiyecek içecek servisi ve aydınlatma benim.
Lighting a cigarette. How would it start?
Nasıl başlamıştı? Bir sigara yakmak.
I would have to get thick carpeting and weirdo lighting.
Kalın halı ve tuhaf ışıklar almak gerekir.
Almendros was impressed by Malick's knowledge of photography and his willingness to use little studio lighting.
Almendros da Malickin fotoğrafçılık bilgisi ve az stüdyo ışık kullanımından etkilenmişti.
There's just nice lighting here.
Buranın ışığı daha iyi.
Lighting crew needs help.
Işıklandırma ekibinin yardıma ihtiyacı var.
Like a lighting director?
Işık yönetmeni gibi mi?
The review also praised the game's lighting and particle effects.
İnceleme ayrıca oyun aydınlatması ve parçacık efektlerini övdü.
Bob, isn't that lighting unnecessarily harsh?
Bob… bu ışıklandırma gereksiz bir sertlikte olmamış mı?
There's lighting right now.
Şu anda aydınlatma var.
How would it start? Lighting a cigarette.
Nasıl başlamıştı? Bir sigara yakmak.
Results: 615, Time: 0.0582

Top dictionary queries

English - Turkish