LIPS in Turkish translation

[lips]
[lips]
dudakları
lip
mouth
chapstick
ağzından
mouth
gag
lip
buccal
dudaklar
lip
mouth
chapstick
dudak
lip
mouth
chapstick
dudaklarını
lip
mouth
chapstick
ağızlarını
mouth
gag
lip
buccal
ağzı
mouth
gag
lip
buccal
ağzında
mouth
gag
lip
buccal

Examples of using Lips in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tongues and lips, twice as big.
Dillerimizin ve dudaklarımızın iki kat büyük olması gerekirdi.
Women inject God-knows-what into their face to have lips like mine.
Kadınlar benim gibi dudaklara sahip olabilmek için yüzlerine kimbilir neler enjekte ettiriyor.
Lying lips are abomination to the LORD: but they that deal truly are his delight.
RAB yalancı dudaklardan iğrenir, Ama gerçeğe uyanlardan hoşnut kalır.
Burning lips and a wicked heart are like a potsherd covered with silver dross.
Okşayıcı dudaklarla kötü yürek, Sırlanmış toprak kaba benzer.
I see her standing there with her blood red lips and her long black hair.
Onu görüyorum kıpkırmızı dudaklarıyla upuzun siyah saçlarıyla orada bekliyor.
Keep whistling, I'm gonna bite those lips right off your goddamn face.
Bir daha ıslık çalarsanız dudaklarınızı o lanet suratınızdan silerim.
It happens when you're not watching my lips, Joe.
Benim dudaklarımı izlemiyorken de olabilir Joe.
Only when our lips are silent may our prayers truly be answered.
Sadece dudaklarımız sessiz olduğunda dualarımız gerçekten cevaplanır.
With nice puckered lips.
Dudaklarınızı büzerek söyleyin.
Muscle fatigue, dry lips, watery eyes, nausea.
Kaslarında yorgunluk, dudaklarda kuruluk, sulu gözler, mide bulantısı.
Lips, tits, hips. All woman.
Dudaklarla, göğüslerle, kalçalarınla tam bir kadınsın.
Is gupta trying to read our lips?
Gupta dudaklarımızı mı okumaya çalışıyor?
The worms shall consume thine eyes, thy lips, thy mouth.
Solucanlar gözlerinizi, dudaklarınızı ve ağzınızı kemirir.
And when did you read our lips?
Bizim dudaklarımızı ne zaman okudun peki?
Thy lips are warm!
Dudağın sıcak!
If you didn't Have those lips, I would be looking for them On someone else.
Eğer bu dudaklara sahip olmasaydın, başka birininkilere bakardım çoktan.
Uh, listen, I know what those lesions were on Shane's lips and mouth.
Ah, dinle, Shanein dudaklarındaki ve ağzındaki lezyonların ne olduğunu biliyorum.
Move the lips a little.
Dudaklarınızı biraz oynatın.
Can you not see our lips moving, sweetheart?
Tatlım, dudaklarımızın kımıldadığını görmüyor musun?
Here come the lips.
Results: 3042, Time: 0.058

Top dictionary queries

English - Turkish