MANDARIN in Turkish translation

['mændərin]
['mændərin]
çince
chinese
mandarin
cantonese
mandalina
tangerine
mandarin
clementines
mandarince
mandarini
mandarinin

Examples of using Mandarin in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Apple, lemon, mandarin, strawberry, banana, orange!
Çilek, muz, portakal! Elma, limon, mandalina.
Mandarin class is so stressful.
Mandarinin dersi çok stresli.
All attempts to find the Mandarin have so far proved unsuccessful.
Mandarini bulma girişimleri şu ana kadar başarısız kaldı.
I was rocking Mandarin, he was rocking Cantonese.
Ben Mandarince döktürüyordum, o Kanton lehçesiyle konuşuyordu.
Spanish, Mandarin and Japanese.
İspanyolca, Çince, ve Japonca boşaltabilir.
Precisely. You see the dwarf Japanese mandarin trees.
Dört yüz sekiz Cüce Japonları görüyorsun. mandalina ağaçları.
Mandarin class is back that way!
Mandarinin dersi diğer tarafta!
Are now both accented Bu's Mandarin and Cantonese.
Bunun Mandarini de Cantonesei de… aksanlı.
I didn't know Indonesians speak Mandarin.
Endonezyalıların Mandarince konuştuklarını bilmiyordum.
The broadcast over the satellite, you knew it was Mandarin.
Uydudan yayın geldiği sırada bunun Çince olduğunu bilmiştin.
Chicken sandwich, gazpacho soup, and a mandarin.
Tavuklu sandviç, domates çorbası ve mandalina.
Mandarin class is so stressful.- No.- No!
Hayır. Mandarinin dersi çok stresli.- Hayır!
I learned Mandarin.
Mandarini öğrendim.
Speak Mandarin. I will pass.
Mandarince konuşun. Beni geç.
What did you say? Zhenzhen, I don't actually speak Mandarin.
Ne dedin? Zhenzhen, ben Çince konuşmuyorum.
Honestly, I will just have a mandarin.
Aslında sadece mandalina yiyeceğim.
What happened to you? His Majesty has made me his Chief Mandarin.
Majesteleri beni Mandarinin baş şefi yaptı. Neler oluyor?
It's the communists! They have killed the mandarin!
Mandarini öldürdüler! Komünistler bunlar!
You know, I speak Mandarin.
Mandarince konuşabiliyorum. Biliyorsun.
Zhenzhen, I don't actually speak Mandarin. What did you say?
Ne dedin? Zhenzhen, ben Çince konuşmuyorum?
Results: 427, Time: 0.0702

Top dictionary queries

English - Turkish