MIKE in Turkish translation

[maik]
[maik]
mike
mikey
mikeı
mike
mikrofon
microphone
mic
mike
wire
mics
mikela
mike
mikrofonu
microphone
mic
mike
wire
mics
mikenin
mikey
mikeyi
mikey
mikrofona
microphone
mic
mike
wire
mics
mikrofonun
microphone
mic
mike
wire
mics
mikeye
mikey

Examples of using Mike in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Who killed Mike?
Mikeyi kim öldürdü?
Tell Mike, man.
Mikeye söyle dostum.
Like what a good driver Mike is. I don't know.
Mesela Mikenin şöförlüğü hakkında. Bilmiyorum.
Mason, give us a hand with this mike, will you? Oh, shit!
Mason, şu mikrofona yardım et. Hay aksi!
I was shocked that he grabbed a mike instead of a pencil at his 1st birthday party!
Birinci doğum gününde kalem yerine mikrofonu yakaladığında şok olmuştum!
Alex, and Mike. We didn't get a chance to talk about what happened.
Alex ve Mikela aranızda geçenler hakkında konuşma fırsatı bulamamıştık.
Hello? very impressive, Reese. Planting a mike in the Minister's private office.
Alo? Bakanın özel ofisine mikrofon yerleştirmek, çok etkileyici, Reese.
You remember Hee-haw Mike, all right?
Hee-haw Mikeyi tanırsın, değil mi?
I assume the Mike in this is working and you guys can all hear me.
Bunun içindeki mikrofonun çalıştığını ve beni duyduğunuzu farz ediyorum.
A drug dealer or just an addict? Are you asking if Mike was?
Mikenin uyuşturucu satıcısı mı yoksa sadece bir bağımlı olduğunu mu soruyorsun?
I grabbed the mike… There's Jimmy Braddock.
Mikrofona sarıldım… Jimmy Braddock burada.
And Bonner's all pissed saying Mike can walk. And we're getting in the car.
Arabaya gidiyorduk… Bonner da kızarak Mikeye yürümesini söyledi.
Alan, see if you can put a mike on this guy.
Alan, bakalım şu herife mikrofon takabilecek miyiz.
And Spider Mike here. Well, you have already met Widow Woman.
Dul Kadın ve Örümcek Mikela tanıştın.
I know you killed Mike!
Mikeyi öldürdüğünü biliyorum!
Mike didn't own a car.
Mikenin arabası yoktu.
Okay. uh… i assume the mike in this is working.
Tamam. Bunun içindeki mikrofonun çalıştığını ve beni duyduğunuzu farz ediyorum.
There's Jimmy Braddock. I grabbed the mike.
Mikrofona sarıldım… Jimmy Braddock burada.
Mike and I, we're not interested in this. What?
An2}- Ne?- Mikela böyle şeylerle ilgilenmiyoruz?
Since she worked at a coffeehouse, eric decided to impress her on open mike night.
Bir kafede çalıştığı için… Eric açık mikrofon gecesinde onu etkilemek istedi.
Results: 25171, Time: 0.0545

Top dictionary queries

English - Turkish