MOUNTAIN in Turkish translation

['maʊntin]
['maʊntin]
dağ
mountain
hill
alpine
dağlık
mountainous
mountain
highlands
hilly
dağa
mountain
hill
alpine
dağı
mountain
hill
alpine
dağın
mountain
hill
alpine

Examples of using Mountain in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The state's highest prominence is Kitty Ann Mountain in Morris County, rising 892 feet.
Ülkenin en yüksek noktası Mourne dağlarında 848 metre yüksekliğindeki Slieve Donarddır.
Where's my mountain?
Benim dağım nerede?
To a mission in Ningpo. Ship leave Gold Mountain to China.
Altın Dağından kalkıp Çine, Ningpoda bir ibadet yerine giden bir gemi var.
And the hills were stripped and flattened. The mountain had completely vanished.
Dağlarının yok olduğunu, tepelerinin ise oyulup… dümdüz hale getirildiğini gördüler.
There's a mountain waiting for the right guy to come along and discover her treasure.
Dağlar, keşfedip hazineyi götürecek doğru adamları bekliyor.
The mountain had completely vanished
Dağlarının yok olduğunu,
They said the snow was shutting down all the mountain passes by mid-November.
Kasım ortasına kadar dağlardaki tüm geçitlerin… kar altında kaldığını söylüyorlar.
The Kledang mountain range stretches from the north to the west of the city.
Dağlar ülkenin kuzeyi ile batısı arasında bir yay çizerek uzanır.
All the mountain passes by mid-November. They said the snow was shutting down.
Kasım ortasına kadar dağlardaki tüm geçitlerin… kar altında kaldığını söylüyorlar.
I will meet you at the lookout boulder on Blue Mountain.
Seninle Mavi Dağdaki gözcü kayasında buluşalım.
After two years of bitter struggle… in the city and in the mountain.
Şehirlerdeki ve dağlardaki iki yıllık mücadelemizden sonra.
Central. Pacific. Mountain.
Pasifikte. Dağlarda. Merkezde.
Central. Pacific. Mountain.
Pasifik, dağlar, merkez.
Pacific, mountain, central.
Pasifikte, dağlarda, merkezdeyim.
What brings you down from the mountain, Bill? Yeah.
Seni dağlardan buraya ne getirdi Bill? Evet.
Anything built by man can be overcome. Now, when mountain ranges and oceans can be overcome.
Dağlar ve okyanuslar aşılabildiği zaman insan tarafında yapılmış herşey aşılabilir.
There is a mountain troll territory up in Finnmarksvidda.
Finnmarksvidden dağlarında Troll bölgesi var.
There's a mountain troll territory on the Finnmark plateau.
Finnmarksvidden dağlarında Troll bölgesi var.
There is mountain troll territory in Finnmarksvidden.
Finnmarksvidden dağlarında Troll bölgesi var.
Pacific, mountain, central.
Dağlarda. Merkezde. Pasifikte.
Results: 9279, Time: 0.0393

Top dictionary queries

English - Turkish