Examples of using Dağa in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Dağa fırlattığın şu tırla mı ilgili?
Benimle dağa gelmek ister misin?
Belki dağa çıkmışlardır.
Broomhilda dağa mı çıkmış?
Dağa tırmanmak zorundasın!
Dağa gideceksen soldaki yol daha kısa.
Fakat sonra dağa gittiğini öğrendik. Manuel ile, Mugat çifliğine.
Sanki, başından beri dağa layık biri olduğumu biliyordu.
Benimle dağa gelmek ister misin? Ne diyorsun?
Benimle dağa gelmek ister misin? Ne diyorsun?
O zaman dağa çıkıyoruz. Olmaz.
O zaman dağa çıkıyoruz. Olmaz.
Benim dağa çıkmam gerekiyor, sen de eve göz kulak ol.
Dağa tırmandığımda dahi sırt çantalarını çok ağır buluyorum.
Yüce isanın dağa çıkıp insanlarla konuşmasını anlatmıştım.
Sadece dağa kaç ve gidebildiğin kadar derine git. Dinle.
İnsanlar dağa tek bir adım bile atarsa, felaket onları bulacak!
İnsanlar dağa tek bir adım bile atarsa, felaket onları bulacak!
Şuradaki dağa gitsek ya.
Şuradaki dağa gideceğiz. Kararımı verdim.