OREN in Turkish translation

oren
orin
olen
oreni
orin
olen
orenin
orin
olen
orene
orin
olen

Examples of using Oren in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We were too late, Oren got the evil eye.
Çok geç kaldık. Orin Kötülüğün Gözünü ele geçirdi.
Oren got the evil eye.
Orin Kötülüğün Gözünü ele geçirdi.
I haven't spoken to Oren in, what, two months?
Orenla galiba iki aydır konuşmadım?
Then help Oren.
Madem öyle Orena yardım et.
Why did you bring Oren?
Neden Orenı getirdin?
You have been around Oren too much.
Orenın etrafında çok fazla durmuşsun.
He's stalking Oren for a shakedown.
Para sızdırmak için Orenı takip edip duruyor.
And conceal the cloning process. Oren and I built the Relical to store the DNA.
Klonlama işlemi için DNAyı saklamak üzere Orenle birlikte Relicalı oluşturduk.
Oren and I built the Relical to store the DNA, and conceal the cloning process.
Klonlama işlemi için DNAyı saklamak üzere Orenle birlikte Relicalı oluşturduk.
And Oren spilled the beans.: Sephis told me they were out drinking one night.
Sephis bana bir gece dışarıda içmeye çıktıklarında… Orennin ağzından kaçırdığını söyledi.
Oren! How big is his family? Oren!
Ailesi ne kadar büyük? Oren! Oren!
But it's also a lie, and it sure as hell isn't who Oren is.
Ama aynı zamanda bir yalandı ve Orenın öyle biri olmadığı kesin.
Oren Lavie(Hebrew: אורן לביא)(born 1976)
Oren Lavie( İbranice: אורן לביא;
instruments) and Oren Bloedow guitar.
enstrumanlar) ve Oren Bloedow( gitar) tarafından kurulmuş Brooklyn, New York bazlı bir müzik grubudur.
We downloaded all the video feeds from the CCTV cameras where Oren was caught, then ran them through our facial recognition software.
Orenin yakalandığı yerdeki güvenlik kameralarının video kayıtlarını yükledik yüz tanımlama yazılımımızla görüntüleri taradık.
While we all live on. For seven generations, Oren and I have cloned ourselves… taught ourselves, so that I could keep trying to find a cure.
Yedi nesil boyunca, Oren ve ben kendimizi klonladık… kendi kendimize öğrettik, böylece hepimiz hayattayken… l.
It seems Oren must have caught one in the head, knocking him into a coma
Herhalde bir tanesi Orenin kafasına çarpıp komaya girmesine sebep oldu
And the dough would just not rise at all. I tried to make something for Oren once.
Bir keresinde Orene bir şey yapmak istedim… ama hamur hiç kabarmadı.
Oren, I think we're gonna start- Great.
Güzel. Oren, iki geniş açıyla çekime başlayacağız… sonra yakınlaşacağız…
From the CCTV cameras where Oren was caught, our facial recognition software.
Orenin yakalandığı yerdeki güvenlik kameralarının video kayıtlarını yükledik görüntüleri taradık.
Results: 411, Time: 0.0408

Top dictionary queries

English - Turkish