PANELS in Turkish translation

['pænlz]
['pænlz]
panelleri
console
panolarını
clipboard
board
billboard
panel
paneller
console
paneli
console
panellerini
console
panoyla
clipboard
board
billboard
panel
panoları
clipboard
board
billboard
panel
panolar
clipboard
board
billboard
panel

Examples of using Panels in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We shall need those panels again.
Bu panellere tekrar ihtiyacımız olacak.
Found 100 pounds of Lebanese black in the back seat and the panels.
Arka koltukta ve panellerde 50 kilo esrar buldular.
Over here, we have our solar panels, which produce all our energy.
Şurada güneş panellerimiz var, tüm enerjimizi onlar üretiyor.
Taken the roof panels out.
Tavan panelini kaldırdım.
We hit the most well-attended panels.
Biz panelin en gözde konuklarıyız.
Let's bring up the panels.
Panele devam edelim.
I gave it some thought, and I canceled the order for your panels.
Biraz düşündüm ve panel siparişini iptal ettim.
These panels are all dead. Roger that.
Bu panellerin hepsi ölmüş. Anlaşıldı.
Roger that. These panels are all dead.
Bu panellerin hepsi ölmüş. Anlaşıldı.
Need new base panels, choline profile, nerve conduction. Okay.
Yeni taban panellere ihtiyacım var. Tamam.
Strange the access panels loc method corroded.
Giriş panelinin kilidi aşınmış herhalde. Garip.
Pull the panels, use them for cover.
Panel kapılarını çıkartıp, onlarla kendimizi koruyabiliriz.
We will need those panels again.
O panellere ihtiyacımız olacak dikkatli ol.
Why can't I access my own solar panels?
Güneş enerjisi panellerime neden erişemiyorum?
Sorry. Was covered in solar panels.
Herşey güneş panelleriyle kaplandı. Pardon.
Was covered in solar panels. Sorry.
Herşey güneş panelleriyle kaplandı. Pardon.
Solar panels, guns, food.
Güneş panelleriniz, silahlarınız ve yemeğiniz var.
Powering sub panels.
Alt panellere güç veriliyor.
He had to take out one of the panels at the back.
Arka taraftaki panellerden birisini çıkartmak zorunda kaldı.
Because you got money and solar panels, and a fridge full of LaCroix?
Paranız, güneş panelleriniz, dolap dolusu LaCroixiniz var diye?
Results: 669, Time: 0.0466

Top dictionary queries

English - Turkish