PEGS in Turkish translation

[pegz]
[pegz]
mandal
latch
peg
ratchet
clips
tahta
wooden
wood
board
throne
peg
plank
boardwalk
blackboard
slate
timber
pegs

Examples of using Pegs in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Green grips, orange pegs.
Yeşil gidon. Turuncu cıvatalar.
Make that two pegs.
Şunu iki viski yapalım.
And the mountains as pegs?
Ve dağları, çiviler gibi çaktık?
Replace your legs with pegs and dig a hole to spend your remaining days fitting inside,'cause that's when you're living it right.
Bacaklarını tahta olanlarla değiştir ve bir çukur kazıp hayatının kalanını içine sığmak için harca çünkü anca öyle gerçekten yaşarsın.
Pegs, a woman who looks like that will never sound confident because she never is confident.
Pegs, böyle görünen bir kadın, kendine güvenli konuşmaz. Çünkü hiç kendine güvenmez.
Replace your legs with pegs and dig a hole to spend your remaining days.
anca öyle gerçekten yaşarsın. Bacaklarını tahta olanlarla değiştir ve bir çukur kazıp hayatının kalanını.
Replace your legs with pegs and dig a hole to spend your remaining days fitting inside, because that's when you're living it right.
Içine sığmak için harca çünkü anca öyle gerçekten yaşarsın. Bacaklarını tahta olanlarla değiştir ve bir çukur kazıp hayatının kalanını.
But this is the first time… I have seen two pegs knock a man out.
Ama bu, ilkiydi… Ben, bir adamı nakavt etmesi için iki askıyı gördüm.
and copper pegs, and plain wire,
bakır mandal, sade tel,
one to turn the crank, and another person-- yes-- to play the melody by physically pulling up large wooden pegs.
hurdy-gurdynin 1000 yıl önce ortaya çıktığını düşünürseniz ve çalmak için 2 kişi gerekiyordu, biri kolu çeviriyordu ve diğeri tahta mandalları yukarı çekerek melodiyi çalıyordu.
You're gonna get peg leg shoulders… and pinched neck nerves.
Tahta bacak gibi omuzların ve daracık boyun sinirlerin olacak.
I don't know, but he had a peg leg!
Bilmiyorum, ama tahta bacağı vardı!
Peg and peanuts.
Mandal ve fıstık savaşı.
Why don't we go someplace fun, like Peg Leg Pablo's?
Niye Tahta Bacak Pablo gibi eğlenceli bir yere gitmiyoruz?
Square peg in square hole.
Kare mandal, kare deliğe.
Round peg in round hole.
Yuvarlak mandal, yuvarlak deliğe.
I don't know about you, peg leg, but I can run.
Seni bilmem, tahta bacak, ama ben koşabiliyorum.
And pinched neck nerves. You're gonna get peg leg shoulders.
Tahta bacak gibi omuzların ve… daracık boyun sinirlerin olacak.
All right, all right. Fourth finger, fourth peg.
Dördüncü parmak, dördüncü mandal.- Pekâlâ, pekâlâ.
I'm gonna get you a parrot to go with your peg leg.
Tahta ayağına yakışsın diye sana papağan almaya gidiyorum.
Results: 41, Time: 0.0541

Top dictionary queries

English - Turkish