PERSONALITY in Turkish translation

[ˌp3ːsə'næliti]
[ˌp3ːsə'næliti]
kişilik
personality
people
man
person
character
have
room
identity
one
seater
karakter
character
personality
şahsiyet
personality
figure
person
character
man
kişiliği
personality
people
man
person
character
have
room
identity
one
seater
kişiliğini
personality
people
man
person
character
have
room
identity
one
seater
kişiliğin
personality
people
man
person
character
have
room
identity
one
seater
karakteri
character
personality
karakterini
character
personality
şahsiyeti
personality
figure
person
character
man
karakterinin
character
personality

Examples of using Personality in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
TV personality Lisa Lorraine was abducted from her apartment early this evening.
TV şahsiyeti Lisa Lorraine dün akşam apartman dairesinden kaçırıldı.
He's totally figured out Yumeko's personality.
Yumekonun karakterini tamamen çözmüş.
Her personality… is a bit different from others.
Onun karakteri diğerlerinden biraz farklı.
I said that her personality is different from others.
Onun karakterinin diğerlerinden farklı olduğunu söyledim.
Charm. Personality.- Charm.- Charm.
Şahsiyet. Cazibe. Cazibe. Cazibe.
From her apartment early this evening. TV personality Lisa Lorraine was abducted.
TV şahsiyeti Lisa Lorraine dün akşam apartman dairesinden kaçırıldı.
He's got my fuckin' feet, my personality.
Ayaklarını, karakterini benden almış.
Billy Pope's personality is affecting your behavior.
Billy Popeun karakteri davranışını etkiliyor.
What's wrong with Sunny's personality?
Sunnynin karakterinin neyi varmış?
Li Luo, you have revived but your personality has changed. Come on.
Li Luo, Hadi. dirildin ama kişiliğin değişti.
Here comes Mr. Personality, making his exit.
İşte Bay Şahsiyet geliyor, çıkışını yapıyor.
Seeing her personality, I don't think that she's going to be mushy.
Onun karakterini gördükten sonra, aşırı duygusallaşacağını sanmam.
The computer's whole personality has changed.
Bilgisayarın tüm karakteri değişmiş.
Paul Roberts, AKA sports personality of the year.
Paul Roberts, bir diğer adıyla yılın spor şahsiyeti.
But that was always part of her personality.
Ama bu, onun karakterinin bir parçasıydı.
That means we're breaking down that co- op personality of yours.
Yani biz ayrılıyoruz Bu co-op kişiliğin senin.
But a dent like that gives a car personality!
Ama onun gibi bir göçük arabaya şahsiyet katar!
Maybe he changes personality with each victim.
Belki her kurbanda karakterini değiştiriyordur.
They probably popped too many bottles of Mr. Kelly's sparkling personality.
Muhtemelen Bay Kellynin ışıl ışıl karakteri yüzünden çok şişe açmışlardır.
Ruthlessness was an essential element of her personality, like logic.
Mantık yeteneklerini kullanabilmesi için, bu acımasızlık, onun karakterinin temel kısmını oluşturuyor.
Results: 2641, Time: 0.0854

Top dictionary queries

English - Turkish