PLAYING CARDS in Turkish translation

['pleiiŋ kɑːdz]
['pleiiŋ kɑːdz]
kağıt oynuyor
to play cards
kart oynamak
to play cards
iskambil oynuyorlardı
playing cards
iskambil kâğıdı
oyun kağıdı
oyun kartı
kağıt oynuyorlardı
to play cards
kağıt oynuyordum
to play cards
kağıt oynadı
to play cards
kart oynamayı
to play cards
kart oynamanın
to play cards
kart oynuyorlar
to play cards
oyun kartlarını
iskambil oynamaktan
playing cards
iskambil oynuyor
playing cards

Examples of using Playing cards in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Lipstick, varnish, playing cards.
Rujlar, ojeler, oyun kartları.
They're finished playing cards.
Kart oynamayı bıraktılar.
Where were you? Playing cards.
Kağıt oynuyordum. Neredeydin?
It shined a light. Just him being here, playing cards with all of us.
Yalnızca burada durdu, oturup bizlerle kağıt oynadı… bir ışık yaktı.
So, naturally, you went out and bought a few thousand playing cards.
Sen de doğal olarak gidip kendine birkaç bin tane oyun kartı aldın.
What? Most wanted playing cards.
Ne?- En çok aranan oyun kartları.
You mean besides playing cards?
Yani kart oynamanın dışında mı,?
Certainly, I like playing cards.
Kesinlikle, kart oynamayı severim.
And bought a few thousand playing cards. So, naturally, you went out.
Sen de doğal olarak gidip kendine birkaç bin tane oyun kartı aldın.
Where were you? Playing cards.
Neredeydin? Kağıt oynuyordum.
Most wanted playing cards. What?
Ne?- En çok aranan oyun kartları.
They all like playing cards.
Onlar kart oynuyorlar.
Playing cards isn't important!
Kart oynamanın sırası mı?
I don't want to go. But you enjoy playing cards at the Steens.
Ama Steensde kart oynamayı seversin sen. Gitmek istemiyorum.
In her hand were five playing cards.
Elinde ise beş tane oyun kartı vardı.
Playing cards. Where were you?
Neredeydin? Kağıt oynuyordum.
But you enjoy playing cards at the Steens'. I don't want to go.
Ama Steensde kart oynamayı seversin sen. Gitmek istemiyorum.
How will playing cards help?
Kart oynamanın şu durumda faydası olacağını zannetmiyorum?
They dared to hide their playing cards from me.
Oyun kartlarını benden saklamaya cüret ettiler.
I got some friends in tonight, playing cards.
Bu akşam biraz arkadaşım var, kart oynuyorlar.
Results: 189, Time: 0.047

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish