PLAYING POOL in Turkish translation

['pleiiŋ puːl]
['pleiiŋ puːl]
bilardo oynamak
playing pool
to play billiards with
bilardo oynuyorsun
playing pool
to play billiards with
bilardo oynuyorduk
playing pool
to play billiards with
bilardo oynamayı
playing pool
to play billiards with

Examples of using Playing pool in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
So how did you meet? Playing pool.
Bilardo oynarken.- Nasıl tanıştınız?
Tell me, that fellow playing pool, who's he?
Söylesene, bilardo oynayan adam, kim o?
Jeff must have spent the ten G's he won playing pool on it.
Jeff bilardodan kazandığı onluğu buna harcamış olmalı.
Except how to look cool playing pool in shorts!
Şortla bilardo oynarken nasıl havalı görüneceğin hariç!
That one with my heart as a cue ball and apes playing pool?
Kalbimden bilardo topu yapıp, maymunlara bilardo oynatma vardı ya?
They spend all day eating candy, playing pool.
Tüm günlerini şekerleme yiyerek, kumar oynayarak geçirirlermiş.
Were the best seats in the house… until you sent me away. Playing pool, staying up too late, those.
Bilardo oynamak, çok geç yatmak, onlar salonun en iyi koltuklarıydı.
Sure, it can limp along for years before you're divorced, Living alone, playing pool with your neighbor And listening to him complain about bad sex.
Elbette, boşanmadan, yalnız yaşamaya başlamadan komşunla bilardo oynamadan ve onun buz gibi bir tilkiyle kötü seks hakkında sızlanmasını dinlemeden önce yıllar boyunca esneyebilir.
The Imperial Army has begun to resemble a casino… playing pool, drinking and chasing women, right?
İmparatorluk ordusu bilardo oynanan, içki içilen… kadınlarla dolu bir gazino haline geldi, değil mi?
Playing pool, drinking and chasing women, right? The Imperial Army has begun to resemble a casino?
İmparatorluk ordusu bilardo oynanan, içki içilen… kadınlarla dolu bir gazino haline geldi, değil mi?
Playing pool. Invites him in the back room,
Ağabeyimi bilardo oynarken görüyor. Onu arka odaya davet ediyor
Spending every waking moment with my dad watching baseball… eating food that was no good for me. Playing pool, staying up too late,
Babamla her ânımı beyzbol izleyerek geçirmek vücudum için zararlı olan yiyecekler yemek bilardo oynamak, geç saatlere kadar uyanık kalmak,
Especially if you ever wanna play pool again.
Özellikle tekrar bilardo oynamak istiyorsan.
Does anybody wanna play pool? Happy?
Mutlu. Bilardo oynamak isteyen var mı?
Or you can go play pool with Ondrej, like last time.
Ya da önceden olduğu gibi, Ondrej ile bilardo oynamaya gidebilirsin.
We never really played pool.
Bilardo oynamamıştık hiç.
Can you play pool?
Bilardo oynayabilir misin?
The lamb's club? And watch you play pool all afternoon?
Bilardo oynamak için Lambs Kulübüne mi?
Yeah, you go play pool, Johnny.
Evet, git bilardonu oyna, Johnny.
We never really played pool.
Hiç bilardo oynamadık.
Results: 45, Time: 0.0448

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish