PRACTITIONER in Turkish translation

[præk'tiʃənər]
[præk'tiʃənər]
pratisyen
practitioner
a GP
practicing
uygulayıcısı
enforcer
practitioner
enforcement officer
executor
an officer
doktoru
doctor
dr.
doc
physician
medic
hekimi
physician
doctor
medical
hakim
medicine
healer
büyücü
wizard
sorcerer
warlock
magician
sorceress
witch
mage
magus
druid
enchanter
pratisyeni
practitioner
a GP
practicing
doktor
doctor
dr.
doc
physician
medic
olarak
and
exactly
consider

Examples of using Practitioner in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's very important to a martial arts practitioner.
Bizim gibi dövüş sanatları uygulayıcıları için çok önemlidir bu.
There was another practitioner of the dark arts here.
Burada karanlık sanatları uygulayan başka biri daha vardı.
I have hired a practitioner.
Bir pratisyen kiraladım.
In time, you too could become a very successful practitioner.
Zamanla sen de çok başarılı bir pratisyen olabilirsin.
Tom is a Tai Chi practitioner.
Tom bir Tai Chi uygulayıcısıdır.
I'm a martial arts practitioner!
Ben dövüş sanatları uygulayıcısıyım!
I'm a cousin from afar and a practitioner of magic like you.
Uzaktan kuzeninim ve senin gibi büyüyle uğraşıyorum.
Sally, you made a deal with a practitioner of black magic.
Sally, sen bir kara büyü uzmanıyla anlaşma yaptın.
I'm a nurse practitioner from Chastain Park.
Ben Chastain Parktan hemşire uygulayıcısıyım.
Yogi-soon. yogi means a yoga practitioner.
Yogi̇, yoga çalişan anlamina geli̇yor. yogi-soon.
I'm a martial arts practitioner! Get him!
Yanlışınız var! Ben dövüş sanatları uygulayıcısıyım!
I'm a nurse practitioner.
Ben hemşire uygulayıcısıyım.
But you're a nurse practitioner.
Ama sen bir hemşire uygulayıcısın.
A fierce warrior and practitioner of the dark arts.
Vahşi bir savaşçı ve Karanlık Sanat uygulayıcısıydı.
A ferocious warrior and practitioner of the dark arts.
Vahşi bir savaşçı ve Karanlık Sanat uygulayıcısıydı.
A fierce warrior, practitioner of the Dark Arts.
Vahşi bir savaşçı ve Karanlık Sanat uygulayıcısıydı.
all of them I'm very proud of because… My youngest, she wants to be a nurse practitioner.
hepsiyle gurur duyuyorum çünkü… Küçük kızım pratisyen hemşire olmak istiyor.
A maternal and newborn health practitioner is a health worker who deals with the care of women
Anne ve yenidoğan bir sağlık uygulayıcısı, gebelik ve doğum öncesi, sırasında ve sonrasında kadınların
As an m.D. And also A practitioner of alternative therapies, I urge you.
Bir tıp hekimi ve aynı zamanda alternatif tedavi uzmanı olarak… sizden rica ediyorum.
All these victims are young women and the uniqueness of these horrible crimes is that they have all been bound to train tracks, apparently by a skilled Kinbaku practitioner.
Görünüşe göre yetenekli bir Kinbaku uygulayıcısı tarafından. hepsinin tren raylarına bağlanmış olması, ve bu korkunç suçların benzersizliği Bütün bu kurbanlar genç kadınlar.
Results: 74, Time: 0.0789

Top dictionary queries

English - Turkish