PRIORITIZE in Turkish translation

öncelikler
priority
first
precedence
prioritize
primacy
's the primary
öncelik
priority
first
precedence
prioritize
primacy
's the primary
önceliğimiz
priority
first
precedence
prioritize
primacy
's the primary
önceliği
priority
first
precedence
prioritize
primacy
's the primary
önemli
important
importance
care
value
significance
emphasis
matters
of that magnitude
priority
big

Examples of using Prioritize in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We prioritize according to need.
Hastaları ihtiyaç sırasına göre alıyoruz.
We had to prioritize Crawford.
Crawforda öncelik vermek zorundaydık.
Prioritize these. Here's your flight coupons.
Bunları öncelikli yap. İşte uçuş kuponların.
The men of the ODS prioritize results over risks.
YMBdaki adamlar, riskten önce sonucun ne olacağını düşünüyor.
Because we have to prioritize.
Çünkü öncelik sıramız var.
Ahh. Prioritize the cases that make sense.
Mantıklı olan davalara öncelik ver. Ah.
Prioritize the cases that make sense. Ahh.
Mantıklı olan davalara öncelik ver. Ah.
We have to prioritize!
Öncelikleri belirlemek zorundayız!
Prioritize, wilson.
Önceliklerini belirle Wilson.
You want to start a family? You have to prioritize.
Eğer bir aile sahibi olmak istiyorsan, önceliklerini belirlemelisin.
Prioritize groups that believe in blood sacrifice.
Kan fedakarlığına inanan gruplar öncelikli olsun.
Prioritize these. Here's your flight coupons.
İşte uçuş kuponların. Bunları öncelikli yap.
Ahh. Prioritize the cases that make sense.
Ah. Mantıklı olan davalara öncelik ver.
ENI-O, prioritize tracking and analysis of the current situation.
ENI-O, şu anki durumun kayıtlarının analizine öncelik ver.
then they would probably have to prioritize anything.
o halde hiç bir şeye öncelik.
We will not maximize, prioritize or finalize, and we definitely will not interface.
Üst düzeye çıkarmayacağız'''' önceliklendirme'' ya da'' nihayetlendirme'' yapmayacağayız ve kesinlikle'' arayüzle'' meyeceğiz.
Every time I fail, or make an omission, or prioritize, I'm responsible for a death somewhere else.
Her başarısızlığımda ya da ihmalimde ya da bir öncelik belirlediğimde, başka yerde ölen birinin sorumluluğunu taşıyorum.
willing to show everyone love… but those same people always prioritize someone else.
o herkes senin önüne mutlaka daha yakın birisini koyuyor. Sen bir köşede herkese sevgi göstermek için.
Kimie has always wanted to go to Shanghai,-Yes. but we had to prioritize the business.
Ama işe öncelik vermemiz gerekiyordu. -Evet. Kimie hep Şanghaya gitmek isterdi.
my diamond kitty here wanna prioritize things around this place, like health care.
buradaki pırlanta kedim buradaki mevzulara öncelik vermeyi istiyor.
Results: 52, Time: 0.0911

Top dictionary queries

English - Turkish