REDDER in Turkish translation

['redər]
['redər]
kırmızı
red
scarlet
kızıl
red
ginger
scarlet
crimson
kızardı
roasted
fry
flush
kıpkırmızı oldu

Examples of using Redder in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Just as sound coming from objects moving away from us gets lower Light gets redder.
Tıpkı uzaktaki seslerin bizden uzaklaştıkça düşük şiddetle gelmesi gibi ışık da kırmızılaşıyordu.
Redder wagon.
Do they appear redder than normal?
Normalden daha kırmızı mı görünüyorlar?
rubies even redder than your cheeks.
senin yanağından bile daha kırmızıymış.
I think that one looks redder.
Şu sanki daha kırmızı gibi.
Since blue light is much more strongly attenuated than red light, extinction causes objects to appear redder than expected, a phenomenon referred to as interstellar reddening.
Mavi ışık kırmızı ışıktan çok daha fazla güçle zayıflatılmış olduğundan sönme, nesneleri beklenenden daha kırmızı görünmesine neden olmakta ve bu görüngü de yıldızlararası kızarma( kırmızılaşma) olarak anılmaktadır.
When it gets warm it generates-- it makes redder energy-- I mean, like infra-red, like something that's warm gives off infra-red.
Isındığında daha kırmızı bir ışıma yapıyor, yani kızıl ötesi, yani ısınan şey daha çok kızıl ötesi ışıma yapar.
You got a bigger, redder ass. The trick is you gotta show the other baboons.
Yapman gereken… diğer Habeş maymunlarına senin daha büyük daha kırmızı bir kıçın olduğunu göstermek.
recent observations revealed that it is distinctively redder than Paaliaq, Siarnaq and Kiviuq.
Kiviuqdan daha belirgin şekilde kızıl olduğunu ortaya koymuştur.
You gotta show the other baboons you got a bigger, redder ass. The trick is.
Yapman gereken… diğer Habeş maymunlarına senin daha büyük daha kırmızı bir kıçın olduğunu göstermek.
We see the colors change from bluer to redder to bluer to redder, and we can measure that at the back end of a telescope.
Renklerin kirmizidan mavilestigini maviden kirmizilastigini görürüz ve bunu teleskobun arka ucunda ölçebiliriz.
night at the cottage, but she was back at her work in the morning with cheeks redder than ever and in the best of spirits.
o geri döndü sabah her zamankinden daha kırmızı yanakları ile ve en iyi çalışma içkiler.
the short-tailed M. m. cruentatus from northern Australia has a redder back.
Kuzey Avustralyada görece daha kısa kuyruklu ve kızıl sırtlı cruentatus ırkı.
ARE THEY STILL USING A RED, WHITE AND BLUE BALL?
Hâlâ kırmızı, beyaz, mavi topla mı oynuyorlar?
AND THEN THERE'S ALLIE, LITTLE GIRL WITH THE RED HAIR.
Ve sonra Allie, kırmızı saçlı olan küçük bir kız var.
CLASSIFIED HIMSELF A THREAT LEVEL RED, NEGOTIATED ME LIKE I WAS A ROOKIE.
Kendini kırmızı seviye olarak belirledi çaylakmışım gibi pazarlık etti.
Colonel, the practice of Code Reds is still condoned by officers.
Albay, Kırmızı Kodların uygulanmasına subaylar tarafında hala göz yumuluyor.
Freeman: THE RED AVIDIANS LOOK LIKE THEY'RE GOING TO TAKE OVER.
Kırmızı avidianlar işi devralacaklar gibi.
HE STOPPED FOR A RED LIGHT.
Kırmızı ışıkta durmuştu.
Hey! Stop! The RED room!
Kırmızı oda. Dur! Hop!
Results: 51, Time: 0.058

Top dictionary queries

English - Turkish