SHARON in Turkish translation

['ʃærən]
['ʃærən]
şaron
sharon
sharonu
şaronun
sharon
şaronu
sharon
şarona
sharon

Examples of using Sharon in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They're gonna box you, darling, just like they're gonna box Sharon.
Seni de kutulayacaklar tatlım. Tıpkı Sharonu kutulayacakları gibi.
Anything. Um… So I was talking to Karen and Sharon, and they.
Ne olursa. Karen ve Sharonla konuşuyordum ve bana.
I need to find Haley and Sharon.
Haley ve Sharonu bulmalıyız.
And I will try to give her your point of view. I will talk to Sharon.
Ve ona senin bakış açını anlatmaya çalışırım. Sharonla konuşurum.
I will talk to Sharon, and I will try to give her your point of view.
Ve ona senin bakış açını anlatmaya çalışırım. Sharonla konuşurum.
I knocked back a whiskey and phoned Defense Minister Arik Sharon.
Saat 23:30da… gittiklerinde… yarım bardak viski içtim ve… savunma bakanı Ariel Sharonu aradım.
Karen or Sharon. Lived in San Marino with his wife….
San Marinoda karısı Karen ya da Sharonla yaşıyordu.
Lived in San Marino with his wife… Uh, Karen or Sharon.
San Marinoda karısı Karen ya da Sharonla yaşıyordu.
Does Sharon… miss Daddy?
Sharonda babacığı özledi mi?
He's leaving Sharon.
Sharondan ayrılıyor.
The president is flying to Camp David with Sharon today.
Başkan bugün Şaronla birlikte David Kampına uçacak.
You hated Sharon on principle, yet you may come to replace her.
Prensip olarak Sharondan nefret ediyordun ama şimdi onun yerini alabilirsin.
Please ask Sister Sharon to forgive us.
Lütfen Hemşire Sharondan bizi bağışlamasını isteyin.
Maybe he only wants Sharon and the kids there.
Belki sadece Sharonun ve çocukların orada olmasını istiyordur.
We get married and we live by my parents in Sharon.
Evlenmişiz ve Sharonda benim ailemle yaşıyoruz.
If that's Sharon, could you tell her to please come back here?
Arayan Sharonsa, ona söyler misin, lütfen buraya geri dönsün?
Don't mention Aunt Sharon.
Teyzen Sharondan bahsetme.
We have the college fund that Grandma Sharon set up for us.
Büyükanne Sharonun bizim için verdiği üniversite fonu var.
Sharon over there has great stuff, but she is completely anti-haggle.
Şuradaki Sharonda güzel şeyler var. Ama kesinlikle pazarlık etmiyor.
I certainly don't agree with you that Sharon is ruining her life.
Sharonun yaşamını mahvettiği konusunda size hiç katılmıyorum.
Results: 2710, Time: 0.0498

Top dictionary queries

English - Turkish