SPEAR in Turkish translation

[spiər]
[spiər]
mızrak
spear
lance
trident
javelin
pike
zıpkın
harpoon
spear
trident
gaff
spear
mızrağı
spear
lance
trident
javelin
pike
mızrağın
spear
lance
trident
javelin
pike
mızrağını
spear
lance
trident
javelin
pike
zıpkına
harpoon
spear
trident
gaff
zıpkını
harpoon
spear
trident
gaff
mızraklayacaklar
mızraklayın

Examples of using Spear in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But there were human skin cells on that spear.
Ama zıpkın üzerinde insan derisi hücreleri vardı.
Where I can spear them.
Ben de onları mızrakla öldürüyorum.
Reigns performed a spear through the barricade on Bálor and Joe.
Reigns, Bálor ve Joeya barikatların üzerine Spear yaptı.
Dean, watch the spear.- Okay.
Dean, zıpkına dikkat et. Haydi.- Tamam.
Come on, I will show you how to use the spear.
Hadi gel, zıpkını nasıl kullanacağını göstereyim.
Third century. Derived from the name of a type of spear.
Bir tür mızrağın adından türetilmiş. yüzyıldan. 3.
Call me a chicken, spear me in the back, I don't care.
Bana korkak diyin, arkamdan mızraklayın, umurumda değil.
Yes, attack them and spear them. They will attack them.
Evet, onlara saldıracak ve mızraklayacaklar. Onlara saldıracaklar.
Transfer probably occurred. as the spear passed through the torso.
Taşınma, zıpkın gövdeyi geçerken gerçekleşmiş olmalı.
In battle you stand ready with sword or spear. Disgraceful!
Utanç verici! Hazır bulunduğun savaşlar, kılıç ya da mızrakla yapılır!
Miss Spear arrived at 8:32 p. On October 12 of last year.
Hadi ama. Geçen sene 12 Ekim günü Bayan Spear akşam 8:32de geldi.
And can you just hand me that spear, please?
Ve bana zıpkını geçebilir misin, STP?
Derived from the name of a type of spear. Third century.
Bir tür mızrağın adından türetilmiş. yüzyıldan. 3.
Dean, watch the spear.- Okay.
Tamam.- Dean, zıpkına dikkat et.
Yes, attack them and spear them. They will attack them.
Onlara saldıracaklar. Evet, onlara saldıracak ve mızraklayacaklar.
Call me a chicken, spear me.
arkamdan mızraklayın, umurumda değil.
The spear perforated the liver and abdominal aorta.
Zıpkın, karaciğeri ve karın boşluğunu delip geçmiş.
Mr. Holland and Miss Spear.
Bay Holland ve Bayan Spear.
By the nails and painted spear.
Çiviler ve boyalı mızrakla.
The power to win battles? They believe this spear has.
Onlar bu mızrağın savaş… kazandıracak güce sahip olduğuna inanıyor.
Results: 1194, Time: 0.0884

Top dictionary queries

English - Turkish